Haftasonu biraz eğlenceli zaman geçirelim,sinema'ya gidelim dedik sevgili ile..Esasında amacımız Efsane 5'li ye gitmekti,ama sonra bi anda kendimizi Celal ve Ceren'de bulduk :)
Daha önce severek izlediğim Hangover'ın bi nevi Türk versiyonu olsada genel anlamda eğlenceli,çokca değil ama yinede beğendiğim bir film oldu..
Haftasonu hava çokda kötü olmamasına rağmen,kararsızlıktan kendimizi sinema'da bulduk :) Esasında özellikle seyretmek istediğim bir film değildi,ama uzun zamandır sinemeya gitmemiş olduğumu hatırlayınca,hem sinema havası solumak hemde eğlenmek iyi bir fikir olabilir diye düşündüm,gerçi sonrasında neden gittim de demedim değil ama yinede bahsetmeden edemiyeceğim :)
İlk filmin devamı niteliğindeki bu film..Sanırım en çok memleketçilik anlayışı ile izleyici çekiyor..Hem bende,hem sevgili'de bol bol Karadeniz kanı olunca izlememek kaçınılmaz olurdu :)
Animasyon tutkunu ben son izlediğim film ile karşınızdayım efendim :)
Birkaç gün önce izlediğim bu film'i pek bi sevdim,size kısaca bahsetmek istedim..
Film 2011 yapımı,Buz Devri filminin yapımcıları tarafından yapılmış..
Film, Mavili adındaki bir papağının hikayesini anlatıyor..Mavili henüz küçükken doğduğu Rio'dan kaçırılıp Amerika'ya götürülüyor.Burada Linda adında bir sahip buluyor kendine..Linda o'nu,o Linda'yı çok seviyor.Bir gün Brezilya'dan bir kuşbilimci olan Tulio gelip,mavi makav türünden sadece Mavili ve Harika'nın kaldığını,türün devam etmesi için onlarında kendisiyle birlikte Brezilya'ya gelmesi gerektiğini söylüyor.Uzun uzun düşünen Linda sonunda Brezilya'ya gitmeye ikna oluyor.Mavili ve Harika büyükçe bir orman temalı odaya kapatılıyor ve bu kuş kaçakçılarının işini kolaylaştırıyor,2'sinide kaçırıyorlar.Kaçmak içinse dahiyane fikirleri Rio Karnaval'ına dahil olmak oluyor.Linda ve Tulio karnaval'a katılıp,kuşları yakalamaya çalışıyorlar,fakat bu pek kolay olmuyor.Film'in sonunda kuşlarımız birbirine aşık oluyor ve tabiki kuş kaçakçılarıda hapsi boyluyorlar.
Çok renkli ve eğlenceli başlayıp,yine öyle bitti.İzlerken çok keyif aldığım film'lerden biri oldu,hatta diyebilirimki favori listemde önemli bir yer edindi..
Çocuklarınızla mutlaka izleyin derim,yada içinizdeki çocuk için :)
Not: Yorumlarda film önerilerinde bulunduğunuz için teşekkür ederim,bazılarını daha önce izlemiş fakat hakkında yazmamış olabilirim,onlarıda en kısa sürede yazayım bari :)
Animasyon seviyorum,hele farklı konuları ve anlatımları varsa daha bi seviyorum..
Bahsedeceğim film 2005 yılında ''En İyi Kısa Animasyon'' ödülünü almış ve 9 dal'da Oscar'a aday gösterilmiş...
Tür olarak Fantastik / Bilimkurgu denebilir..Hatta daha büyük yaşta çocuklara hitap ettiğide :)
Film'mizin kahramanı 9..9 var edildiğinde (büyükçe bir oda'da ve ölmüş bir bilimadamının yanıbaşında) kendini kıyamet sonrası dünya'da bulur..Eskiden insanların var olduğu,yemyeşil dünya şimdi gri'liklere boğulmuş,her yanı korku salan bir halde'dir..9 büyük oda'dan çıkar ve etrafını keşfetmeye çalışır.Bu keşif sırasında daha önce kendisi gibi yaratılmış olan,makineler'den kaçarken hayatta kalmış 2'yle tanışır..2 oldukça yaşlı'dır ve korktukları makine tarafından kaçırılır.9 ne yapacağını bilmez haldeyken 5 ile karşılaşır,sonra diğerleri ile..Ona büyük canavar'dan(makine) ve neden saklanmak sorunda olduklarından bahsederler,ama 9 2'yi kurtarmaya kararlıdır.5'le birlikte yola çıkar,gittikleri 3 kule'li büyük şato'da 7 ve 2'izleri bulurlar..Saklanmaktan bir fayda gelmediğini düşünüp,hep birlikte canavar'ı(makine) yok ettiklerini düşünürken,esasında büyük canavar'ı uyandırırlar ve macera başlar.Film'in sonunda zorda olsa onuda yok ederler..Ve artık medeniyetin devamı onların elindedir..
Animasyon film tutkunu bir eş'e en güzel hediye nedir?30 animasyonu bir arada sunan bir hard disk tabiki :)
Sevgili kocamcım'ın bana yaptığı bu hoşluktan ilk izlediğim film MEGA ZEKA..
Film 2 ana kahraman'ın uzay'dan kapsül'le dünyaya gönderilmesi ile başlıyor..Şanslı olan Metro Man harika bir malikane'ye,Mega Zeka ise bir hapishaneye düşüyor..İkilinin arasındaki sürtüşme buradan başlayıp her alanda devam ediyor..Her zaman takdir edilen,iyi olan ve kazanan Metro Man oluyor,Mega Zeka ise hep aşağılanan,kötü olmaya zorlanan..
Hayatına en büyük kötü olarak devam eden Mega Zeka,bir gün Metro Man'i yok ediyor.İlk başlarda herşey yolundayken,sonra içinde bulunduğu durumdan sıkılmaya başlıyor ve kendine rakip bir iyi kahraman yaratıyor.Fakat işler umduğu gibi gitmiyor,iyi kahraman bir süre sonra dünya'yı ele geçirmeye çalışıyor,azılı kötü Mega Zeka ise ilk defa dünya'yı kurtarıp,iyi bir süper kahraman oluyor..
Geçen Pazartesi gittiğim filmi anca bugün yazma fırsatım oldu..Ama olsun napalım :)
Önce sinema salonundan bahsedeyim biraz..
Biz Optimum Avm Avşar Sinema'larında izledik filmi..Daha önce bu alışveriş merkezine çok yakın bir yerde yaşıyor ve niye burda sinema yok diye hayıflanıyordum,sanırım benin taşınmamı beklemişler :)
Neyse..
Sinema salonu devasa bir büyüklükte değildi (bknz: Maltepe Carrefour Afm),hatta ses sisteminde ufak bir sorunda oldu,ama gerek uygun fiyatları,gerekse ilgileri,tüm sorunları bi anda yok etti..Bi daha gidermiyim ? Bence giderim :)
Konu'yuda kısaca özetliyeyim..
Hayalleri ve hayattaki amaçları yüzünden, Karadeniz'de bile herkesin dalga geçtiği fakir Temel, Trabzon'un en köklü ve zengin ailelerinden Yücesoyların Zuhal'e aşıktır ama babası Hıdır Yücesoy, kızını Temel'e vermez. Temel, sevdiği kızı da alamayınca yıkılmıştır. Tam bu sırada, arkadaşı Turgay'ın Sümela Manastırı'nın çatısına çıkarak intihar etmeye kalkıştığı haberini alır. Arkadaşını intihardan vazgeçirmek üzere Sümela Manastırı'nın çatısına çıkar. Ancak kendisi intihar etmeye karar verir. Polisler tarafından aşağıya indirilen Temel, polisin, 'Sümela'ya hazine aramak için çıksanız anlayacağım, intihar için çıkılır mı?' diye sormasıyla birlikte Sümela'daki olası hazineye odaklanır. Temel'in tek hedefi artık Sümela'nın şifresini çözüp kutsal hazineyi bularak, hem sevdiği kızı almak hem de herkese kendini ispatlamaktır.
Şimdi gelelim film'e..
Genelde filmin çokça küfürlü ve komik olduğuna dair yorumlar duymuştum ben..Ama ne denildiği kadar küfürlü,ne de komik geldi..Evet eğlendirim,ama çok gülmedim...Hatta çoğu sahnede çokca hüzünlendim Temel'in saf'ça sevgisinden dolayı..Küfür konusuna gelince hem anne tarafından,hem eş tarafından Karadeniz'li olunca insan bazı şeylere alışkın oluyor sanırım :) Yani ettikleri küfürler kötülük amaçlı değil,ağız alışkanlığı gibi,ama genelde Karadeniz insanı böyle..Özellikle aile içi muhabbetler'de..
Film'deki sahnelerden en sevdiklerim 2 Japon olarak kolbastı yaptıkları ve bir de Temel'in Zuhal'e aşkını anlattığı sahne..
Bazı kısımalar her ne kadar eksik kalsada,eğlenceli zaman geçirmek için gidelebilecek bir film..Fragman'lardakinden daha fazlası yok yalnız belirteyim,ama harika Trabzon ve Sümela Manastır'ı manzaraları var iç açan,bir de güzel bir türkü..
Geçenlerde sevgili Ruşenya blogunda paylaşınca aklıma geldi,uzun süredir film izlediğim yok,hele bir animasyon tutkunu olarak izlediğim animasyon yok denecek kadar az şu ara..
Dedim yeni yıl yaklaşıyor e o zaman ona dair birşeyler izliyeyim,sevgili Ruşenya'nın önerisinide not ederek,daha farklı neler bulabilirim diye araştırmaya başladım,ve bu filmi buldum :)
Film yaramaz Scrat'in palamutlara aşkı ile başlıyor,yeni yıl yaklaşmak üzereyken yeni yıl çoşkusunu içinden hissedemeyen efsane mamut'umuz Manny,yüzyıllardır ailesi'na ait olan yeni yıl kaya'sını ortaya çıkarıyor,kaya olmassa Noel Baba'nın asla hediye getirmeyeceğini düşünüyor..Yaramaz Sid kaya'yı yanlışlıkla kırıyor..Manny,Sid ve kızı Şeftali'yi uyarırken adlarının Noel Baba'nın yaramazlar listesinde bulunduğunu ve hiç bir zaman hediye alamıyacaklarını,esasında'da Noel Baba diye birinin asla olmadığını söylüyor..Bu küçük kızını hayal kırıklığına uğratıyor..Küçük kız yani Şeftali,kalbi kırık bir şekilde Sid,Eddie ve Crash ile Noel Baba'yı bulmak uğruna Kuzey Kutbu'na doğru yola çıkıyor..
Kaya'yı tamir etmeye çalışan Manny,karısı Ellie'nin uyarısı ile kız'ı ve arkadaşlarının ortada olmağını fark ediyor..Hemen aramaya başlıyor ve Diego'nun yardımı ile onlara ulaşıyorlar..Bu arada Şeftali ve arkadaşları
sislerin içinden uçurma düşerken uçarken bir ren geyiği olan Zıp-Zıp tarafından kurtarılıyor..Noel Baba'ya ulaşmış olan Şeftali ve arkadaşları istemeyerek büyük bir kargaşa'ya neden oluyorlar..Manny ne olduğunu hesabını soracakken Noel Baba onlara herşeyi mahvettikleri için çok kızıyor,o gece bütün çocukların hediye alamıyacağı için mutsuz olacağını söylüyor..Bunun üzerine tüm kahramanlarımız yardımcı olarak herşeyi eski haline getiriyor,Noel Baba'nın görevini eksiksiz yapmasını sağlıyor,isimlerinide uslular listesine yazdırmış oluyorlar..
Film'de mutlu mutlu bitiyor..
Yaklaşık 25 dakika süren film yeni yıla özel..Neden daha uzun değil diye düşünmedim dersem yalan olur...
Film izlemeyi sevmediğimi sanırım herkes öğrendi :) yani sadece animasyonlar hariç :) dün tamamen spontane bi şekilde karşımıza çıkan bu animasyon'u sevdiklerim listesinde üst sıralara alınca sizlerlede paylaşmak istedim..
Filmimiz aslında gerçek bir hikaye..8 yaşında Avustralya'da yaşayan MARY ve 44 yaşında Amerika'da yaşayan MAX'ın hikayesi...
Avusturalya'da yaşayan 8 yaşındaki MARY'nin hiç arkadaşı yoktur,hayatı oldukça sıkıcı,ailesi ise oldukça garip'tir..MARY birgün rehberden tesadüfen bulduğu birine mektup yazmaya karar verir..kendi dünyasından bahseder..mektup arkadaşı 44 yaşındaki MAX'tir,onunda hiç arkdaşı yoktur,biraz sorunlu ve hatta obez'dir..
2'si arasında mektuplaşmalar genelde soru cevap şeklinde ve bazen nahoş olaylara sebebiyet versede,diyaloglar harika..daha çok büyüklere yapılmış bu film..çocuklarda izleyebilir elbet ama biraz renksiz gelebilir,ilgilerini çekmeyebilir..bir iki diyalog'ta rahatsız edebilir belki çocuklarla izlerken bilemiyorum..iyisimi önce siz izleyin..
Film hem komik,hem duygusal..hemde kişide farkındalık yaratıyor..hayata bakış açınızı değiştitiyor bir nevi..belkide fazla mükemelliyetçi olmamayı,kendini ve hayatı olduğun gibi kabul etmen gerektiğini kısaca yerleştiriyor zihnine..yani en azından bana öyle oldu :) hem gülüp hemde bolca hüzünlenebilirsiniz..
Filmde anlamlı 2 söz vardı..benim için..
''ÖNCE KENDİNİ SEV''
''AKRABALARIMIZ TANRI'NIN VERGİ'SİDİR..AMA ÇOK ŞÜKÜR Kİ ARKADAŞLARIMIZI BİZ SEÇERİZ.''
Umarım izler ve keyif alırsınız..bu filmi size öneren olarak doğru düzgün arkadaşım olmamasıda komik geldi bana ya neyse..daha fazla detay isterseniz burdan göz atın derim..
Aslında çok sevmem film izlemeyi,ama bu film ile tesadüfen bilinmedik bir kanal'da karşılaşmıştım,konusu ilgimi çekmişti,2 kadın'ın birbirinden farklı ama bir şekilde kesişen hayatları ve hikaye'leri,her hint filminde olduğu gibi biraz dans..
Farklı hikaye'lerden hoşlanıyorsanız beğenirsiniz diye düşündüm..
Benim gibi film sevmeyen biri bile izlediyse göz atmanız gerek..konu olarak sosyal dram demişler ama hint'liler ne kadar dramatik olabilir o ayrı :)
Aslında pek film izlemekten hoşlanmam,çabuk sıkılırım ama konu ya eğlenceli yada ilgi çekiciyse benim için hiç kaçırmam :)
İlk filmi EDİRNE'de kötü zamanlar için moral olsun diye izlemiştim..bu filmde ise üşengeç bi çift olarak haftasonu birlikte bişeyler yapmak istedik SEVGİLİ ile..her ne kadar 3.haftasında olsada :)
-
Neyse gelelim filmimize..
Filmimiz öncelikle bir devam filmi..1.film'de başına olmadık olaylar gelen,babasını bulan ama sevdiği MÜJGAN hemşire'ye bir türlü açılamayan HÜSEYİN,bu filmde hem sevdiği kıza açılmaya,hemde babasının gözüne girmeye çalışıyor..filmin geneli oldukça tempolu ve eğlenceli..şu sahne şu sahne diyemiyeceğim aslında..
ama HÜSEYİN'in MÜJGAN'ın babası ile karşılaşması,doktoru gezmeye götürmeleri,mültecilerle tatbikatı mahvetmeleri ve birde son sahnesi bende en çok iz bırakan sahneler..ayrıca DEMET AKBAĞ'ın İSPANYOL ile olan sahneleri ve FASULYE şarkısının yeni düzenlemesi ile BEYAZ SHOW'a çıkması yine unutulmaz ve eğlenceli sahneler..
HÜSEYİN ve MÜJGAN'ın düğünü..SERKAN ÇAĞRI'nın KLARNET'i konuşturması kısaca
film için diyebileceğim tek şey eğlenmek istiyorsanız mutlaka izleyin :)
HAFTA SONU GAZETELERİN BİRİ TARAFINDAN HEDİYE OLARAK VERİLMİŞ,BİZİM KIZÇELER İZLEMİŞ,BEĞENİNCE DE BENİMLE BİRLİKTE DE İZLEMEK İSTEDİLER..(BU ARADA BEĞENMELERİNDE FİLMDEKİ ANA KARAKTERİN ADININ EDA OLMASI BÜYÜK ETKEN)
BİZDE MAÇ BAŞLAMADAN,CD'Yİ TAKIP İZLEMEYE KOYULDUK..
KISACA FİLMİN KONUSU ŞÖYLE:
EDA ERKUT'LA UZUN SÜREDİR BİRLİKTEDİR,EDA GİTTİĞİ BİR TATİLDEN SÜRPİZ YARAK ERKEN DÖNÜNCE ERKUT'U EVDE BAŞKA BİR KADINLA BULUR..AĞLAR,HAYKIRIR..SONUNDA ERKUT BİZ ERKEKLERİN DOĞASI BU DER ÇIKAR İŞİN İÇİNDEN...EDA ARKADAŞININ ISRARIYLA TATİLE ÇIKAR AMA AKLI ERKUT'TADIR..ERKUT'TA TATİLDEN DÖNDÜĞÜN Ü ÖĞRENDİĞİ EDA'YA KENDİNİ AFETTİRMEYE ÇALIŞIR,AMA EDA'NIN BAŞKA BİR PLANI VARDIR..EDA BİR MEDYUM-BÜYÜCÜ'YE GİDER VE HARİKA BİR PLANI DEVREYE SOKAR..
ERKUT ARTIK NEREYE BAKSA EDA'YI GÖRMEKTEDİR..HERGÜN FARKLI BİR EDA İLE GÜNE BAŞLAR..NE OLDUĞUNU ANLAMAYA ÇALIŞIRKEN ASLINDA EDA'YA HAKSIZLIK YAPTIĞINI ANLAR VE PİŞMAN OLUR..
ASLINDA İŞİN İÇİNDE BÜYÜ FALAN YOKTUR..ALDATILAN VE MEDYUM'A GELEN BAYANLARIN ORTAK PLANI VARDIR..HERGÜN BİRİ BEN EDA'YIM DİYE UYANDIRIR ONU,HER BİRİ FARKLI KİŞİLİKLERDE OLDUĞU İÇİN EĞLENCELİ DİYALOGLAR YAŞANIR..
HARİKA BİR FİLM DİYEMEM AMA ZAMAN GEÇİRMEK İÇİN HOŞ BİR ÖNERİ OLABİLİR..EDA'LARIN DEĞİŞMA BÖLÜMÜ ÖZELLİKLE EN TEMPOLU VE EĞLENCELİ SAHNELER..
bu ara nahoş durumlar yaşadığımdan,canım sevgili bana,hem hastayım hemde eğleneyim diye KÖFTE YAĞMURU filminin dvd'sini getirmiş..yemek akabinde hemen izlemeye koyulduk,tek kelimeyle harikaydı diyebilirim,birçok animasyon film izledim ama bu başkaydı..çocuklarınıza izletmelisizniz,yada çocuğunuz yoksa bile mutlaka izleyin,hem hoş zaman geçirmiş hemde animasyon filmler sadece çocuklar için yapılıyorlar düşüncesini aklınızdan çıkarmış olacaksınız..
filmin konusunu kısaca özetliyeyim:Flint ailesiyle Sardalya'sıyla ünlü küçük bir kasabada yaşamaktadır,çeşitli deneyler yapmakta ve birgün bilim adamı olmayı hayal etmektedir,zaman içinde annesini kaybedip icatlar yapmaya devam eder,birgün su'dan yiyecek yapabileği bir alet geliştirir,bir dizi aksilik sonucu bu alet stratosfere ulaşır,ve yavaş yavaş gökten çeşitli yiyecekler yağmaya başlar,herkes Flint'ten farklı yiyecekler yağdırmasını ister,ama ne varki porsiyonlar gittikçe büyümeye başlar,babası Flint'i uyarmaya çalışır fakat olabilecekler için artık çok geçtir,sonunda bütün dünyayı etkisi altına alan yiyecek yağmuları başlar,Flint'e kalan arkadaşlarıyla birlikte yiyecek bulutuna gidip onu durdurmaktır..
devamını görmek için izlemelisiniz bence..film AMERİKAN yemek kültürüne ve sınırsız yemek tüketimine ince göndermelerde yapmıyor değil,büyükler mutlaka izlemeli :)
bu bikaç günün son akşamı dedik sinemaya gidelim,uzun zamandır vizyonda olan ama anca fırsat bulabilince gidilebilen ve yine moral olsun diye annem tarafından seçilen EYVAH EYVAH'a gittik..bikaç telefon görüşmesi akabinde zor da olsa yer bulabildik ama 2.sıradan :D meğerse öğrenci kenti olan EDİRNE'de yapacak bişiyi olmayanlar kendini sinemaya atıyormuş,bu kardeşimin sözü :) film başlamadan gördüğüm insan sayısıda bunu bana ispat etmiş oldu..neyse..
kalabalığın arasından zor bela geçip,tonlarca patlamış mısır kokusu üzerimize sinmiş halde salona ulaştık..tahmin edileceği üzere 4 veya 5.haftasında olan filme küçük salon verilmiş,bide en önde sayılırız,nası izlicez diye afakanlar bastı o anda beni..salon küçük olmasından dolayı kısa sürede doldu,tek artısı İSTANBUL'da görmediğim şekilde büyük ve rahat koltuklarıydı..onun dışında film 4-5 kez takıldı ve sahneler geri aktı..ve hayatımda gördüğüm en büyük piksel hatası sayılabilecek boydan boya sarı çizgi film boyunca var olup filmin içine etti..bu arada 2.sıradan izlemek o kadarda kötü değilmiş :D
zaten güzel EDİRNE'mde 2 tane sinema varmış yanılmıyorsam..biri çarşıda biride bizim gittiğimiz KİPA CİNEMARİNE..diğer salonları nasıl bilmiyorum ama 4.numaralı salonda film izlemek mi bi daha tövbe..halbuki bu kadar çok öğrencinin bulunduğu bi yerde neden daha fazla sosyal aktivite alanı olmaz anlamıyorum..işallah kısa zaman içinde bu eksikliği giderecek kişiler çıkar ortaya..çıkmıyorsada mevcut olanı iyileştirsinler bari..birde 21.30 başlayan film akabinde 23.30 da bitti,alışveriş merkezi kapanmış,yönlendiren kimse yok,gece karanlığında insanlar ordan oraya sürüklendiler eğlenelim derken..bu da hiç hoş değil bence..ya o saatte bi eleman görevlendireceksin yada o saate film vermiyeceksin,sevgili alışveriş merkezi sende duy sesimi...
neyse gelelim filme..ATA DEMİRER sevdiğim bi komedyendir..nedense tanıdığım biriymişcesine yakın bulurum kendisini..film başlangıcı süperdi,diyaloglarda ama eksik bişeyler var gibi geldi bana,mesela neden HÜSEYİN BADEM(ATA DEMİRER) şiveli konuşurken dedesi ve anne annesi onun şivesinden uzaktılar..sonra bazı sahneler neden kopuk gibi alakasızdı birbiriyle anlamadım..bir de film bittiğinde pek bitmiş gibi değildi,devamı gelecek gibi geldi bana..
konusundan çok fazla bahsetmek istemedim,çoğu kişi izlemiştir yada okumuştur kanımca..eğlenceli bi film olduğunu söyleyebiliriz genel olarak,eğer hala gidip izlemediyseniz hoş vakit geçirmek için gidin derim..olumsuz olarak söylediklerim devede kulak kalıyor belirteyim..
filmle ilgili bilgilere,görüntülere ve resimlere burdan ulaşabilirsiniz..eyvah eyvah..
Aslında bikaç gündür yazmayı düşünüyodum bu filmle ilgili,zira arife günü gittik ama bayram telası araya girince aklımdan uçup gitmiş :)
esasında hikayesi
''1800’lü yılların sonlarında İstanbul’da Taşkasap Mahallesi’nde aşk ve para ekseninde kadın-erkek ilişkileri şenlikli bir dille anlatılan ekonomik sıkıntılar nedeniyle ihtiyaçlarını beş kocaya paylaştıran Hürmüz’ün yaşantısını anlatıyor.
İstanbul Taşkasap’ta yaşayan Hürmüz, değişik mesleklerden altı kişiyle hiçbir yasal yanı olmadan evlenmiştir. Her kocasını haftanın bir günü ağırlamakta, gönüllerini hoş etmekte, onlardan hediyeler almakta ve ekonomik sorunlarını çözmektedir. Ancak, onun gönlü berber eşinin dükkânında gördüğü doktordadır. Bir hastalık uyduran Hürmüz doktoru da evine getirtir. Doktor da ona âşık olur... Bu andan sonra doktor ve Hürmüz, kendilerini karmaşık olduğu kadar, gülünç gelişmeler karşısında bulurlar.'' şeklinde..
genel anlamda filmde hikayeye uygun gidiyor,yanlız bizim gibi 20dk reklam izleyip,bide üstüne yanınızdaki insanlardan sinemada mısırı ilk siz yemeyi icat etmişiniz gibi bi bakışa maruz kalıp koltuk değiştirirseniz bişey anlayacağınız varda anlayamıyorsunuz..her neyse..bence film esasında eğlenceli fakat biraz kopuk gibiydi,GÜLSE BİRSEL kılavuz SAFİNAZ olarak bana ASLI'nın mimiklerini hatırlatmadı desem yalan olmaz,sanki uzun saçlı ASLI gibiydi,farklı biri olduğuna inanmak gelmedi içimden,NURGÜL YEŞİLÇAY'sa kılıktan kılığa girerek kesinlikle rolünün hakkını verdi bence..danslar,mimikler harikaydı..genel anlamda kadro iyi ve bol şarkılı,türkülü olmasına rağmen film beklediğim gibi değildi..
kısacası evde seyredilebilcek tarzda bi film..sinemaya gidipte para vermeyi tercih etmem şahsen..keşke KÖFTE YAĞMURU'na gitseydik diyoruz eşimle,ama bayram arifesinde çoluk-çocuğun içinde nasıl olurduk bilemem artık :D
bide işin şu kısmı varki..bu zamanda HÜRMÜZ olmak zor..artık ne erkekler o erkekler,ne şartlar,ne kadınlar..ama yinede filmden edindiğim en önemli gözlem ve ana konu şu ki..bir kadın isterse yapamayıcağı ve elde edemiyeceği şey yoktur,biraz feminist bi yaklaşım belki ama gerçek bu,en azından eşlerinize,sevgililerinize bu mesajı hakkıyla vermek için beraber gidip izleyebilirsiniz,eski bir hikayeyi yeniden bize anımsatan bu filme ve ekibine teşekkürler..
filmle ilgili bilgi edinmek isterseniz.tık tıklayın..
ps:belki aranızda benden daha çok beğenenler olur..meraktayım..izlerseniz..paylaşın yorumlarınızı..