Tuttum Bunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tuttum Bunu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Renklerimi Buldum :)





Severek takip ettiğim Shopaholic geçen haftalarda,ilginç bir deneyimini paylaşmıştı Colourfit Renk Analizi..Ben yazdığı postu büyük bir merakla okurken birde 3 takipçisine ''Mini Renk Analizi'' hediye edeceğini duydum,şansımı denedim ve şanslı isimlerden biri oldum..


''Mini Renk Analizi'' online olarak yapılıyor,sorulara verdiğiniz cevaplara göre sizi yansıtan,size en yakışan rengi ve hangi rengi?hangi renkle kombin etmeli? sorularına cevap buluyorsunuz..






Bende testi cevaplayıp,sonuçlarımı beklemeye koyuldum ve kısa sürede Renk Analizi Uzmanı Sevgili Oya Komar'dan oldukça detaylı,görselli ve içten bir mail aldım.Genelde zaten kullanmayı sevdiğim renklerden oluşan bir tablodan harika bilgiler edindim.Renklerim yaz ve kış dengeli..


Sizde bu deneyimi yaşamak isterseniz mutlaka Colourfit Facebook Sayfasına ve web adresine uğramanızı öneririm.Ayrıca Oya Hanım'ın Pinterest hesabınıda takip edebilirsiniz,zira kendisi harika öneriler paylaşıyor.





Gerçekten beklentimin üzerinde bilgiler edindiğim bu güzel hediye için hem Sevgili Shopaholic'e hemde Oya Komar'a sevgilerimi sunarım..


Fotoğraflar Colourfit Pinterest sayfasından alınmıştır..



Kocasını Pişiren Kadın



Dün akşam çok güzel bir tiyatro oyunu izledim..Bu oyunun biletlerini Ajanda Dergi'nin blogundaki çekilişten kazandım,kendileri benimle hemen irtibata geçip bilgilerimi aldılar,bende akşam sevgili kocamcım'la Kadıköy yollarına düştüm,bir güzel eğlendim geldim..

Ajanda Dergi 'yi sanırım hemen hemen herkes tanıyor,tanımayanlar için ise önerim hemen sitelerini ziyaret etmeleri ve online olarak hazırlanan bu dergi'nin keyifini çıkarmaları..İçinde yok yok,ayrıca böyle güzel hediyeli etkinliklere şansınızda var..Sayelerinde çokca eğlendim,tekrar teşekkürler..


Oyunun tanıtım metninden..

Sondan Sonra



Sevgili İzlenimlerin Derinliği blogundan  doğumgünümde SONDAN SONRA oyununa tiyatro bileti kazanmıştım..Benim için çok güzel bir doğumgünü hediyesi oldu..Kendisine bir kez daha teşekkür etmek isterim burdan..




Teşekkür'ümüde ettikten sonra oyuna geçelim..


Oyunda EMRE KINAY ve AHU TÜRKPENÇE başrolleri paylaşıyor idi..AHU TÜRKPENÇE bu oyundaki performansı ile ''AFİFE JALE TİYATRO ÖDÜLLERİNDE'' bu sene'nin en başarılı kadın oyuncusu seçilmiş..

Oyunda dair fikirlerimden bahsetmeden önce en iyisi kısaca konuyu özetliyeyim..


Sığnakta iki insan: Mark ve Louise… Korkunç nükleer saldırıda, binalar çökmüş, herkes ölmüş, her yanı radyoaktif toz bulutu kaplamıştır. 

Mark bu saldırıdan Louise’i binbir güçlükle sığınağa taşır. Mark’ın sığınağında yiyecek, ranza ve radyo gibi kısıtlı imkanlar vardır. Konuşmalarından ise Mark’ın Louise’e aşık olduğu ve onu delice kıskandığı anlaşılır.

Ayrıca genç adam Louise’i irkilten sözler söylemeyi de ihmal etmez. “Bu saldırıyı yapanlar mutlaka sakallıdırlar. Güçlü ve iyi toplumlar dünyadaki zayıf toplumları onların iyiliği için kontrol etmelidir. Biz gücümüzü yeterince iyi kullanmadık. Teröristlere daha katı davranmak şart.”

Mark’tan korkan ama onunla birlikte bu sığınakta hayatta kalma mücadelesi veren Louise oldukça zor günler yaşar. Acaba dışarısı ne durumdadır? Gerçekten herşey Mark’ın anlattığı gibi midir dışarıda yoksa tüm bu olanlar bir blöften mi ibarettir?



Oyun ilk kez gittiğim Duru Tiyatro'da idi..Hiç gitmemize rağmen bulmamız zor olmadı..Moda İlkokulu yanından kısa bir yürüyüşle mekana ulaştık..Hemen danışmaya gidip ismimizi söyledik ve bileti aldık,oyunun başlamasına kısa bir süre olduğu kalabalıkla birlikte salon'a girdik..Koltuklarımız sahneye oldukça yakındı,hiç bu denli yakından izlememiştim daha önce..

Oyun karanlık ve büyük bir gürültü ile başladı..Yukarıda bahsettiğim gibi konusu sığınakta geçiyordu..Mark,sevdiği ve kendisinide sevmesini istediği Louise 'i nükleer saldırıdan kurtarmış idi..

Sığınıkta sınırlı olan imkanlar birbirlerine katlanmalarını zorlaştırmış,sürekli bir kavga gürültü şeklinde devam eden oyun,duygu iniş çıkışları ile doluydu..Arada salon karanlıklaştıkça mekanlar ve monolog'lar değişmeye başladı..Ama ne yalan söyliyeyim bolca gürültülü olan bu oyun beni biraz rahatsız etti..Hem oyundaki gerginlik üstüme yapıştı,hemde ses sistemi gerçekten rahatsız ediciydi..

Oyun'un konusu nükleer bir saldırıdan başlayıp,kadın-erkek ilişkilerine kadar uzanıyordu..Mark,aslında kafasında kendi oluşturduğu aşkına ve yalan patlamaya Louise'i inandırmaya çalışıyor..Fakat sonunda Louise dışarıdan gelen sesleri duyuyor ve aç,bilaç geçirdiği günlerin hesabını onu polis'e yakalattırarak soruyor...

Her ne kadar daha sonrasında hapishane'ye gidip onu ziyaret etsede,bozulan psikolojisi sanırım onda ''Stockholm Sendromu'' etkisi yaratıyor..

Ve böylece oyun bitiyor..

Bu oyun'da  Ahu Türkpençe'nin oyunculuğuna hayran kaldım,gerçekten aldığı ödülü fazlasıyla hak etmiş,tepkileri,oyunculuğu bir harika idi..

Tekrar tekrar tebrik ediyorum kendisini..

Umarım sizlerde gidip izlerseniz..

Sahi en son hangi oyuna gittiniz ?

Biraz ayıp olacak ama ben en son geçen sene gitmiştim :)


Hayat'ın SİLGİSİ yOK..

Dün bir seminer'e katıldım..hemde hiç istemeye istemeye ve çokca önyargı ile..Nasıl mecbur ederler?Katılmak istemiyorum belki diye söylene söylene salon'un yolunu tuttuk..Hatta dedik ki nasıl geçecek bu 2 saat?Biz bu 2 saat'te neler neler yaparız ohoo..


Neyse..salon'a girdik..çoğunluk İsmek kursiyer'lerinden oluştuğu için oldukça büyük bir kadın potansiyeli vardı..Herkes acaba ne olacak derken biri belirdi sahnede..Önyargım dedi ki heralde semineri verecek olan kişi bu değil..Ama konuşmaya başlayınca anladımki o..Hakan Bozkurt..


Hakan Bey,bir çok firma ve kuruluşa eğitim vermiş biri..Bizim izlediğimiz HAYATIN SİLGİSİ YOK eğitim idi..Müzikli,bol gülmeli,bol düşünceli bir 2 saat geçirdik..O 2 saat nasıl geçti anlamadım..Bir çok hatamı gördüm,birçok fikir edindim ve hasılı kelam kuş gibi hafiflemiş çıktım salon'dan..


Bu seminer bildiğimiz klasik seminer'lerden epeyce uzaktı..Hakan Bey,oldukça eğlenceli ve herkesin anlayabileceği dilden,sıkmadan örnekler verdikçe,herkes daha mutlu,daha istekle dinledi kendisini..Kişisel gelişim konusunda o'nu yapıun,bunu söyleyin gibisinden dayatmalardan hiç hoşlanmayan biri olarak istedim ki hiç bitmesin bu seminer..O kadar keyif aldım ki anlatamam..


Seminer sonrası Hakan Bey ile sohbet etme imkanımızda oldu,sağolsun tek tek ilgilendi,her zaman arayabilirsiniz diye de ekledi..Önyargılarımı yıktınız diye teşekkür ettiğimde,işte bu güzel,özel bir problem'in varsa dışarıda konuşabiliriz demesi kendime çokca yakın hissettirdi bana kendisini,ama bana özel bir durum diyemem,birkaç kişi daha böyle uzun uzun sohbetler ettik..Hepimize çok çok iyi geldi..İyiki tanımışız kendisini..


Sizde kısaca izleyin,fikir edinin istedim..(Fotoğraf makinemde yanımdaydı ama hiç aklıma gelmedi video çekmek )



Hayatın Silgisi Yok! from Ümit Hakan Bozkurt on Vimeo.


Bir de ilginizi çektiyse bu adresten ulaşabilirsiniz..Çok alçakgönüllü bir insan..
http://www.umithakanbozkurt.com/


En yakın zamanda kek yapıp,kendisini davet edeceğiz sohbete :) bir kek yeter dedi çünkü :)


Dün'den beri kendimi daha bir iyi hissediyor,daha iyi anlıyorum..


Bir de buradan teşekkür etmek isterim kendisine..Yakın zamanda yeni bir seminer daha olacak o zaman kendim videolarım hatta..


Filmin adı HERŞEYE RAĞMEN..

Breathe Righr Burun Bandı

6.blog yazarları toplantı'sının ardından bir grip oldum ki sormayın..ama zaten sanırım bana hediye olarak çıkan 1 kasa limon'dan anlamalıydım bu işte bişi var diye :) 


Bir de firmaların verdiği hediyeler vardı..burada bahsetmiştim..işte bu hediye'ler arasından çıkan Breathe Right Burun Bandı'ndan bahsetmek istiyorum size..bu post'un konusu kendileri aslında..








Neyse..kısaca şöyle özetliyeyim..ben bu bant'ı tv'de ve çeşitli marketlerde gördüm..defalarca aldım,geri bıraktım..açıkçası bant sonuçta ne kadar etki edebilir,verdiğim para'yı ne kadar hak edebilir diye kendisine hep bi önyargım oldu..


Ama dün akşam grip'in doruk noktasına ulaşınca sevgili kocamcım dedi ki : ''hediye paketlerinde burun bantı vardı,gel onu takalım,belki rahat uyursun bu gece''..dediği gibide oldu..bant'ı takmamla rahat nefes almam arasında sanırım 1-2 dakika kadar bir zaman ya geçti ya geçmedi..psikolojik etkimi diye düşündüm ama yok,gayet rahat uyudum bütün gece..








Velhasıl kelam..bu bant işe yarıyormuş..grip'liyseniz yada nefes alma sorununuz varsa kesinlikle edinin..artık kanaat getirdim ki her kuruşunu hakediyor..bir de horlama sorunu olan kocalar varsa,lütfen önce onlar taksın :)


Benim kullandığım görsel'lerde görmüş olduğunuz..ama daha büyük ve hatta nane'li olanlarıda var..Kendisini az önce çıkardım burnum'dan ama silmekten patates gibi şişmiş ve kızarmış burnum'un fotoğrafını paylaşmak istemedim sizlerle :)


Ben sevdim..bu akşam'da kesin takılacak bu bant :)


Firma'ya da ayrıca teşekkürler..


Ben şimdi gidip 1 kasa limon'umla organik limonata yapayım kendime :)


Sevgiler..



Doğadan 7 Otlu..

Dün elime ulaşan bu paket Doğadan Çay'dan..kendileri ara ara yeni çıkan ürünlerinden denenemiz için gönderiyorlar..daha önce gül'lü ve bergamot özlü olanlar gelmişti ama niye yazmadım bilemedim şimdi :)








Çay konusunda aslında yeniliklere pek açık biri değilim,ama faydası için bitki çaylarını tüketmeyi seviyorum..bu çay'ında oldukça fazla faydası olduğu yazıyordu broşür'de sizinle paylaşmak istedim..


Neler mi o faydalar?


*Kilo kontrolüne yardımcı ( ki bence en büyük +'sı )
*Sıvı atımını kolaylaştırıyor.
*Metabolizma'yı hızlandırıyor.


İçeriğinde'de kiraz sapı,biberiye,kekik,yeşil çay,mate,ısırgan ve funda yaprağı bulunuyor..Daha önce denediğim form çay'larından daha içilebilir buldum ben kendisini,oldukça aromatik bir kokusu var,tad olarak ise şekersiz içmeme rağmen hiç zorlanmadım diyebilirim..hafif aromatik tatlar geliyor ama rahatsız edici değil..hasılı kelam sevdim kendisini..günde birkaç bardak içebilirim..






Bitki çay'ı seviyorsanız ve kilo kontrolü ile ilgili sorunlarınız varsa bu çay birebir..uzun süreli deneme niyetindeyim,işe yarayıp yaramadığını yazarım daha sonra..


Doğadan'a çok teşekkürler..müşteri memnuniyetini önemsediği için..


Not: Bu bir tanıtım yazısı değildir..Sevdiğim tatları yada ürünleri sizlerle paylaşmak,sizi onlardan haberdar etmek adına yazdığım yazılardan biri'dir..


Sevgiler..

Selesta Life..

Uzun süredir bu başlığa dair post girmemiştim..Ama öyle bir krem keşfettim ki önermeden edemedim :) Daha önce gittiğim alışveriş merkezinde kiosk'larından denemem için ellerime dokundurulmuştu..kokusuna ve elde yarattığı hisse hayran olmuştum..bu kez bayram alışverişi yaparken büyük boyunu aldım :) hatta daha ekonomik diye set olarak aldım :)




İşte kendileri..İzmir'de üretiliyor ve yanılmıyorsam % 100 Türk Malı..Zeytinyağı ve E vitami'ni özlü..fiyatı 11 tl..ama ben set aldığım için hepsi 20 tl :) firma'yı yakından tanımak isterseniz burdan tık tık..yakında online satış mağazalarıda açılıyormuş,bu çok güzel bi haber :) hatta baktım şimdi açılmış :) burdan bakın isterseniz tık tık..






Aldığım set şu şekildeydi..

2 sabun,1 bakım kremi,1 sıvı sabun,1 küçük nemlendirici..


Sabun her yıkadığımda yüzümü bebek gibi yapıyor..zeytinyağlı ürünlere ön yargımı sona erdirdi desem yeri..Krem'e ve kokusuna hayranım,ilk fotoğraftanda anlamışsınızdır ne kadar sevdiğimi :) küçük nemlendirici çantada taşımak için ideal..ama büyük boy kadar hoş kokmuyor..büyük çanta ve büyük krem şeklinde dolaşacağım artık :)

Set'den ayrı olarak bir de şampuan'ını aldım fakat henüz denemedim..Bu ara saçlarımı güçlendirecek ve ayrıca bitkisel olacak ürünlere takmış durumdayım..Satış görevlisi ilk bir kaç seferde saçlarımın karışabileceğini ama sonrasında çok rahat taranacak kıvama geleceğini söyledi..

Şampuan'ım boyalı saçlara özel bakım şampuanı..farklı çeşitleride var sanırım..iyisimi siz sitesine bi göz atın :)



Bende en kısa zamanda deneyip ona dair yorumlarımıda paylaşacağım..Ama diyeceğim o ki bu ürünleri özellikle bakım kremini mutlaka deneyin..

Daha önce denemiş yada yazımdan sonra deneyen olursa yorumlarını bekliyorum..

Sevgiler..

Mis kokulu...


Edirne Kallavi Saray Kurabiyesi

Son EDİRNE ziyaret'imde keşfettiğim bir lezzet var..dillere destan tadı..aslında uzun zamandır paylaşmak istiyordumda aldığımı fotoğraflayamadan tükettiğimiz için yenisinin getirilmesini bekledim :) gerçi internet'tende alabilirdim ama annem'in getirmesi bi başka :)




Kurabiyemiz EDİRNE'ye özgü..içersinde un,yağ yok..sadece bal,yumurta akı,antep fıstığı,safran var..tok tutucu özelliğe sahip..ki zaten bir anda hepsini bi kişinin yemesi imkansız..Daha çok ACIBADEM KURABİYE'sinin fıstıklı hali olarak düşünebilirsiniz..


-

Bu görsel'de ikiye bölünmüş şekilde..normal'de büyük tek bir kurabiye..fiyatı 2012 itibariyle 15tl..ama içersindeki malzemeler büyük etken bu fiyat'ta..

Bu güzel lezzeti tatmak için EDİRNE'ye gitmenize gerek yok..firmanın online alışveriş imkanı mevut..ayrıca belirtmek isterimki EDİRNE'ye özgü bu kurabiye'yi EDİRNE'de bile bulmak zor oldu..artık sadece tek bir firma üretiyor..eskiden saray'a özel olarak yapılıyormuş bu kurabiye..

Bu leziz kurabiye'yi satın almak isterseniz burdan tık tık..ayrıca firma'nın KAVALA KURABİYESİ'de muhteşem belirtmek isterim..

kurabiye hakkında daha önce yazılmış bir yazı için burdan tık tık..

Ayrıca video'dan da fikir sahibi olabilirsiniz..

-

PS:Bu bir tanıtım yazısı değildir..çok beğendiğim bu lezzet'den sizlerde haberdar olun,sizde tadın istedim..
umarım tadar ve beğenirsiniz..

daha önce tatmış olanlara afiyet olsun..