En Yaratıcı Anneler Günü Hediyesini mi Arıyorsunuz?





Anneler Günü’nün en yaratıcı hediyesini aramanıza artık gerek kalmadı. Vestel'in bu yılki Anneler Günü’ne özel tasarladığı Anne Bak N’aptım Facebook uygulamasıyla, annenizin sevinç gözyaşları garanti :)


Malum, sosyal medyanın popülerliği arttıkça, “kaç yaşında olursa olsun, yeter ki gözümün önünde olsun” diyen annelerimiz, Facebook’ta da “arkadaşımız” oldular. Bir hesap açar açmaz da genelde yaptıkları ilk iş, profil ya da kapak fotoğraflarına biricik evlatlarının resimlerini koymak oluyor.






İşte buradan yola çıkan Vestel, Facebook sayfasındaki Anne Bak N’aptım uygulaması ile kullanıcılara, Anneler Günü’nü Facebook’ta “anne stili” kutlama şansı veriyor.  Vestel'in bu uygulamasıyla, Anneler Günü kutlamanızı Facebook kapak resminize taşıyıp, annenize olan sevginizi dünyaya ilan edebiliyorsunuz. İsterseniz kendi annenizin fotoğrafını şablonlara yerleştirerek kendinize özel bir tasarımla, isterseniz de önceden hazırlanmış tasarımlardan birini kullanabiliyorsunuz.


Üstelik, annesi için tasarım yapanlar çok özel bir indirime de hak kazanıyor. Bu Anneler Günü’nde annesine en yaratıcı hediyeyi vermek isteyenler buraya:


http://gid.io/AnneBakNaptim


Bir bumads advertorial içeriğidir.

2 Cami Arasında Aşk -Mürvet Sarılyıldız


Mürvet Sarıyıldız
Mola Kitap
255 sayfa

Arka Kapak'tan..

''18 yaşında kendi arzusu ile devşirilip payitahtta getirilen Sinan, Karaboğdan Seferi sırasında gördüğü Mihrimah Sultan'a aşık olur. Bu aşk, Sinan'a önce Prut Nehrini on üç günde geçilecek köprüyü yaptırır.
Payitahtta dönüşte Mihrimah Sultan'ın evlendirilmesine karar verilir. Sinan ve Rüstem Paşa aday olur. Hürrem Sultan, siyasi nedenlerle kızı Mihrimah'ı Rüstem Paşa ile evlendirir.
Elli yaşında ve evli olan Sinan, bu evlilik üzerine kendini sanatına verir. Sarayın baş mimarı olur. Aşkını payitahtta yaptığı hanlar, hamamlar ve camilere yansıtır. Özellikle de aşkını Edirnekapı ve Üsküdar'da yaptığı iki cami arasına gizler.
Dünyaca ünlü mimar, Mimar Sinan'ın ve büyük aşkı Mihrimah Sultan'ı anlatan sürükleyici bir roman.''

Çavdar Tarlasında Çocuklar- J.D SALİNGER


Jerome David Salinger
Yapı Kredi Yayınları
208 sayfa

''Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlaterı ve Ackleyi bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Mauricei bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra. ''

Çavdar Tarlasında Çocuklar, Salingerın tek romanı. Ergenlik çağının içinde, yetişkin dünyanın düzenine karşı isyankar bir çocuğun, bir Noel öncesi başına gelenler... Bu sürecin bir psikiyatri kliniğinde noktalanışı. Holden Caulfieldin masumiyet arayışının iç burkucu romanı. Belki de Salingerin.

Tahinli Kurabiye



Tahinli Kurabiye..
Geçen hafta yapılmış,önce fotoğrafların,sonra tarifin yokluğu derken,paylaşmayı tamda unutacakken tadı damağıma düşen,kalkıp bi daha yapsammı şimdi dedirten bir kurabiye..


Tarif ablam'dan..Esasında oldukça bilinen bir kurabiye ama olsun,ben yaptıysam paylaşmaya değer ama değilmi :)

Cümle Kapısı- Nazan Bekiroğlu


Nazan Bekiroğlu
231 sayfa

Arka Kapak'tan..

''Kelimeyle değil, cümleyle düşündüğümü fark ettim ben. Muhal farz bile olsa "Her şeyi özetleyecek bir cümle" tutkum, mana birimimin cümle olmasından. Karmaşık cümlelerle konuşmayı sevmem, öyle düşünmemden. Başka türlü anlatamıyorum, bu yüzden mazurum ben.

Faturaların, makbuzların, ihbarnamelerin arkasına.

Mektup zarflarının, davetiyelerin, program kartlarının boşluklarına.

Peçetelerin üzerine.

Kitapların kenar sularına, kapak içlerine.

Defterlerin, sahifelerine değil kıyılarına köşelerine.

Yazılıp da bırakılmış; bilinç kendine bile hırsız, kim bilir bazıları hatırlanmış da sonradan unutulmuş bunca cümleyi bir yerden bulup da çıkarmam. Burada böyle bir kapı açmam. 
Cümle kapısı: Kalbin kapısı.

Sonra, sebebi malûm sırrı meçhul, yani bana muamma, tutup bu kapıyı kapatmam. 

Eğer beni okuyanla paylaşım isteği ve daha yakından tanışma beklentisinden değilse, defterimde kalan cümleden kurtulma isteğimden. 

Bir şey değil, yeni bir şey söylemek için. ''

At Üstünde Selçuklular -Muharrem Kesik


Muharrem Kesik
272 sayfa

Arka Kapak'tan..
''11. yüzyıla gelindiğinde Türkler Müslümanlığı kabul ederek batıya göç etmeye başlamış, Selçuklu Devleti'ni kurarak Orta Asya ve Orta Doğu'nun büyük bir bölümünü ele geçirmişlerdi. O döneme kadar İslam dünyasıyla büyük çaplı bir çatışmaya girmemiş olan Avrupalılar, yükselen bu gücün farkına vararak ilk Haçlı Seferleri’ni Selçuklulara karşı düzenlemişlerdi. 

Henüz yeni kurulan devlet, kısa zamanda Haçlılara karşı verdiği mücadelelerin sonunda bölgedeki çoğu İslam toprağına hakim olmuştu. 

Dahası Selçuklular; Batı Anadolu dahil bütün Ortadoğu ülkeleri, Akdeniz sahilleri, Kuzeybatı Afrika, Hicaz ve Yemen'den Rusya içlerine kadar yayılan hakimiyetin, muazzam bir kültür ve medeniyetin temsilcisiydiler. 

“Selçukluların Asya ve Anadolu’daki bu başarısının sırrı neydi?” 

“Haçlı Seferleri’ne karşı ne gibi taktikler uygulamışlardı ki başarıyı elde etmişlerdi?” 

“O zamanlarda bile var olan casusluk faaliyetlerinin Selçuklular neresindeydi?” 

Van Gogh Alive

Dün çok istediğim,Van Gogh Alive sergi'sine gittim nihayet.Her ne kadar yol biraz yorsada,çokca keyif aldım,bol bol fotoğraf çektim,izledim,şaşırdım,sonrasında ise gezdim,gezdim geldim :) 



Sergi Karaköy Antrepo 3'te..Karaköy'den yürüyerek yada Kabataş'tan tramvay ile ulaşmanız mümkün.Ama pratik'lik açısından Kabataş yönünü tercih etmenizi öneririm.

Giriş ücreti öğrenci 8,tam 15 tl..

Giriş akabinde büyükçe bir salon'da birkaç tablo fotoğrafı gördük,herhangi bir yönlendirme olmadığı için biz önce şaşırıp kaldık,bumu yani diye?Neyseki sonra ise sergi'nin olduğu kısmı tesadüfen farkedip içeri doğru karanlık ve bol sesli koridordan yürüdük..Nihayetinde sergi'yi gördük..Sergi büyükçe ekranlara yansıtılan tablo'ların içine alıp götürdü bizi..Atmosfer ve müzik'ler harika'ydı.Genel'de herkes yerlere oturmuş şekilde izliyordu sergi'yi,keşke oturacak birşeyler olsa idi.Yarım saat kadar süren görsel şölen'in yanında Van Gogh'un sözleride bazı ekran'larda paylaşılıyordu,ve bu sözleri okurken epey karamsar olduğunu düşündüm şahsen.Gerçekten sözlerindeki hüzün tablo'lalarınada yansımış gibi idi.

Kalp İçinde Kalp

Bu ara çarpı işi aşk'ı yaşıyorum demiştim ya,işte yine o aşkın ürünü karşınızda :) Geçen hafta yapmıştım,ancak fotoğraflama imkanım oldu..Birde yavaş yavaş işlediğim matruşka var,o da yakında burada olur :)


Aynalar Koridorunda Aşk -Mustafa Ulusoy



Mustafa Ulusoy
240 sayfa

''Aşk insanın kalbini doldurmaya yeter mi?Caddede bir terapist yürüyor; insanları gözlemleyen ve yaşadıkları mutsuzluğun nedenlerini anlamaya çalışan bir terapist. Dr. Mavi, Aynalar Koridorunda Aşkın kahramanı. Hepimizin yaşadığı duygusal karmaşaları tecrübe eden, varoluşun özünü anlamaya çalışan Beyaz, Kırmızı, Gri ve Sarı da. Ve vitrindeki aksini inceleyen yüksek ökçeli kırmızı ayakkabılı kadın, etrafın ilgisini çekmek için sarmaş dolaş gezen sevgililer, önündeki arabayı sollayamayınca kendini değersiz hisseden BMW sürücüsü. Birer varoluş mabedi haline gelmiş kafeler, restoranlar ve buraları dolduran insanlar. Milyonlarca imge. İmgelerde varoluşunu arayan insanlar. Aynada kendini gördüğünü zanneden ama Beyazın söylediği gibi asla görmeyecek olan, restoranda yemek yiyen kadın...Narsistleşmiş benliğin mabedine hapsolup kendi varoluş gerçekliklerinden uzağa düşenler, içlerindeki boşluğu aşkla doldurmaya çalışıyorlar. Peki, aşk insanın kalbini doldurmaya yeter mi? Sonsuz sevilme, değerli görülme ihtiyacını duyan insanın kalbini kim nasıl doldurur? Dr. Mavi, Beyaz, Kırmızı, Gri ve Sarı, rüyaların, gerçeklerin ve aynaların izini sürerek bu sorunun cevabını arıyorlar...'' 

Küçük Prens - ANTOİNE DE SAİNT EXUPERY


Mavi Bulut Yayınları
Antonie De Saint Exupery
95 sayfa

''Antoine de Saint-Exupéry tarafından New York’ta bir otel odasında yazılan Küçük Prens yayımlandığı günden bu yana milyonlarca insanın kalbini fethetmeye devam ediyor. Küçük Prens’in yaşadıklarını anlıyor, kırgınlıklarına üzülüyor, söylediklerine hak veriyoruz. Gezegenindeki çiçeğiyle pek anlaşamadığı için biraz uzaklaşmaya karar veren, yolculuğu sırasında Dünya’ya da uğrayan Küçük Prens Sahra Çölü’nde bir pilotla karşılaşır. İşte olan biteni de bu pilot anlatır bize. Kimdir Küçük Prens, neden sürekli sorular sorar, çiçeğiyle neden anlaşamamıştır, gittiği diğer gezegenlerde kimlerle karşılaşmıştır ve neler öğrenmiştir? Bu öyküyü dinlerken Küçük Prens’in yaşadıkları ve öğrendikleri sayesinde hayatımıza tekrar bakıyoruz ve yaşamı anlamlandırmada ‘ne kadar da büyüdüğümüzü” görüyoruz. Küçük Prens’in de dediği gibi “Büyüklere her şeyi açıklamak gerekir zaten.” ''