Balkondan..

Ablamın balkonundan anlık olarak fotoğraf makinem'e yansıyanlar..maalesef pil sorunu oluştuğundan daha hoş ve detaylı çekemedim..ama yeşil'in her tonu var yinede :)



-













Divitin Clutch

Dikiş konusunda oldukça amatör biri olarak hangi akla hizmet divitin alıp bir de ondan çanta yapmayı düşündüm bilemiyorum...


Zaten elimde bir kalıp vs.'de yoktu..evdeki bir çantamı baz alarak diktim bişiler,hatta yetinmedim yanına başka bişi daha ekledim..




Hem amatör'üm hem sabırsız..ve dikiş'te sabır çok önemli bunu anladım..sonradan diktiğim ufak ne amaca hizmet edeceği bilinmeyen çanta yamuk oldu mesela..ama utanmıyorum sizinle paylaşıyorum :) kumaş'ın güzelliği affettirir belki beni :)




-

insan bi yarım saat'te çanta yapmaya özenirse bu kadar olur tabi..ama çok eğlenceli imiş..

yamuk falan ama fikrinizi paylaşın yinede siz..belki azda olsa bi ışık vardır bende :)

Düş Gülü..



En sevdiğim ezgiler kulağımda,içimde eksik olan birşeyler..yazmak,söylemek,haykırmak istediklerim yanıbaşımda..ama lal olmuş ruhum..takati kalmamış uzun uzun cümleler kurmaya..yalnız yapayalnız bir gece'nin simsiyah kollarında yapayalnız bir düş'müşüm aslında..düşündükçe kuyulara düşmüşüm yusuf misali..kanatlanıp uçmak istemişim göğe,olduğum yerde kalakalmışım..




Bir kuş misali özgür,güneşli günler görmek istemişim hep..deniz kokusunu çekebilmek durmadan ciğerlerime..uçsuz maviliklere yol almak..o yollarda kaybolmak ve sonra yeniden bulmak kendimi..ama bilmemişim ki her daim içimdesin..varlığınla yokluğunla hep benimlesin..suret'ini sakınmışsın benden hep..oysa aklımdaki suret'e hiç benzemezmişsin..




Bi şarkı söylemişim sana dair..içimdeki hüzün bulutları dağılsın diye..dağılmamış..pus gibi çökmüş yüreğime..




                                                                         demişim ki:






                                    ''Ben ben de değildim ki,ben sendeki beni sevdim..
                                     Bana senden gelen acıyı gönlüme zikir eyledim..''

Oyuncak Baykuş Yaptım

Dün geceki post'tan sonra hala fabrika ayarlarıma dönemedim,dönerim sanıyordum oysa :) neyse..dün o buhran içinde bir baykuş diktim demiştim..kalıbını kaydetmemişim ama internetten aratıp bulmuştum,tam olarak aynısı olmadı ama (çünkü o sadece keçe'den yapılmıştı)..zaten makina'ya alışma denemeleri bunlar..belki bugünde bişeyler denerim..


Adı Mrs.Hoo :) 2 yeğen ve 1 koca çocuk tarafından yapıldı..koca çocuk ne yapsa beceremedi battaniye kenarı dikişini..ki zaten bilmiyor nettende baktı bulamadı,ama video bakmadı belki video olarak vardı :) bazı dikişleri yamuk yumuk olsada prensesler tarafından ''en iyi dikişci terzisi''ilan edildi ya o da yeter ona :)  Bu arada bu dikiş'le ilgili ipucu verecek olan varsa pekde makbule geçer efenim :)


Veee Mrs.Hoo karşınızda...


                                                                      Yakın Plan :)


-


Şöylee bi boydan alalım :)


-


bide yukarıdan alalım :)

-

vee son olarak balkon sefamızdan :)

-

çok süper olmadı biliyorum ama 2 çocuğu bide beni mutlu etti ya..bi ara cinnet'de geçirmedim desem yalan olmaz ama  neyse :)

daha güzelleştirmek için önerilerinizi bekliyorum..

sevgiler..

Gülen Yüzün Ölüm Yıldönümü





11 yıl olmuş ülkemizin gülen ve güldüren yüzü KEMAL SUNAL aramızdan ayrılalı..Herkesin hayatında iz bırakan ender kişilerden biri idi kendisi..defalarca seyretmemize rağmen bıkmadık hiçbir film'inden,repliğinden..her sahnede ne olacağını bilsek de inat'la seyretttik..yine güldük,yine güldük..


Birbirinden güzel filmleri vardı..hepsi ayrı bir tat bıraktı dimağ'ımızda..mesela benim ilk aklıma gelenler HABABAM SINIFI,MAVİ BONCUK,KÖYDEN İNDİM ŞEHİRE..Sonrasında DELİ DELİ KÜPELİ..kendini kaymakam sanan bir deli nasılda güzel yönetir ilçe'yi,zamanın siyasi'lerine bir deli kadar olamıyorsunuz der inceden mesela..


Aslında bu dönem film'lerinde kadrolar o kadar muhteşem ki her oyuncu ayrı bir işlemiş sanki içimize..ADİLE NAŞİT'ler,HULUSİ KENTMEN'ler,TARIK AKAN'lar..her biri unutulmaz zamanların filmlerin unutulmaz kahramanları..


Çoğu aile'nin birlikte eğlendiği,kendisinden birşeyler bulduğu,diyemediklerini dediği bir kişilikti ŞABAN yada SÜT OĞLAN yada ŞABAN OĞLU ŞABAN..








KEMAL SUNAL bana en çok dedem'i hatırlatıyor şimdi..Tv'de her filmi başladığında herkesi toplar,beraberce eğlenelim isterdi..sesini sonuna kadar açıp,defalarca izlemesine rağmen kendince ve bir Karadeniz insan'ının şakacı tavrıyla onunla konuşur sohbet ederdi :) hey gidi günler diyesi geliyor insanın ne garip..




2000 yılında yine bir film çekimine giderken,uçak yolculuğu sırasında yine her ölüm gibi zamansızca gidiverdi aramızdan..o kadar çok insan'ın yüzünü güldürdü ki bu gülen yüz,umarım cennet yakınlarındadır..

Mektup..

Mektup..


Söylemesi bile ne kadar nostaljik şimdi..oysa bir zamanlar bütün sevinçler,kederler onunla paylaşılırdı,onunla aralanırdı dostluk kapısı,onunla uzaklara ulaşırdı bir çocuğun gülümsemesi..Bayramlar daha bir bayram'dı sanki o zaman,kuru kuru cep telefonu mesajları yerine sıcacık duygular akardı kart'lardan..mektuplardan..






Çocukken benimde en sevdiğim şeylerden biriydi saçma sapanda olsa yazabilmek..merakla cevabını beklemek..ve en büyük hayalim'di mektup arkadaşı olabilmek..tabiki farklı bir coğrafya'dan..sorular sormak,cevap almak..beklemek,dost olmak ve bi gün o dostla tanışmak..(şimdi düşünüyorum acaba o arkadaşla nasıl aynı dili konuşacaktım :) sanırım Türki cumhuriyetlerden olması gerekirdi kendisinin  :) )






Birde 23 Nisan hayalim vardı..hani törenlere katılan yabancı ülke çocukları bazı evlere misafir olurlardı..işte bende isterdimki bir çocuk gelsin misafirimiz olsun..hiç olmadı,zaten ufak bi yerde yaşıyorduk,adı bile geçmedi böyle bi etkinliğin..ama ileride anne olursam,kendi çocuğum için gerçekleştireceğim hayalimi..aynı dili konuşamasakda..


Mektup diyordum nerelere geldim yine..aslında düşündümde hepimiz aslında bir nevi mektup arkadaşıyız..her birimiz blogumuza kendi mektubumuzu yazıyoruz dünya'nın farklı şehirlerinden yorumlar alıyoruz..bir başkasının sevinciyle mutlu,üzüntüsüyle mutsuz olabiliyoruz..dua'lar edip,güzel temennilerde bulunabiliyoruz yinede..


-

Ama tutuyormu mektupların yerini derseniz? yok tutmuyor..evet güzel,farklı ülkelerden farklı insanları keşfedebilmek ama sanki mektup daha bi özel,2 kişi arasında..

İsterdim ki eski aşk'lar gibi bana sayfalarca mektup yazacak bir sevgili'm olsun..küçük notlarla kısıtlı kalmasın :)

İsterdim ki çok uzaklarda da olsa bıkmadan,usanmadan yazabilecek bir mektup arkadaşım olsun,onunla acılarımızı,mutluluklarımızı,sevdiklerimizi,kitaplarımızı,hayatımıızı paylaşalım..
ve yıllar sonra bir gün yüz yüze gelelim..

Nerden mi çıktı bu mektup aşkım..yani evet hep vardı da,hani geçen bi animasyon'dan bahsetmiştim,
Mary ve Max diye işte onu izlediğimden beri aklımda..keşke öyle bir hikaye'nin kahramanı olsam dedirtiyor insana..




Bir film nasıl da çocukca hayallerimi çıkardı ortaya...belkide o hayallerin peşinden koşmam,en yakın zamanda bir mektup arkadaşı edinmem gerek kimbilir..

sevgiler..


Bir Aşk Hikayesi..

Hayat bilinmez'e giden bir tren sanki..bazen ona yön vermeye çalışarak küçük istasyon'ları belirlesekde,asıl olan son istasyon nerede bilemiyoruz yinede..bazen hata'lar yapıp yanlış yollara giriyoruz,bazen gönül tren'imize yanlış kişileri alıyoruz,bazılarını indiriyor,bazılarını hiç indirmeden yolumuza devam ediyoruz..genelde hiç inmeden bizimle yola devam edenler ya aile'miz oluyor,ya en sevdiğimiz..






İşte bu yolculukta benim için en önemli kişilerden biri..en sevdiğim,sevgilim,Kara Şövalye'm..Birlikte çıktığımız hayat yolu'nun 5.yılına adım atıyoruz bugün..attığımız imzanın mürekkebi bile kurumamış sanki..karşımıza çıkan yollar hep çetrefilli olsada,yinede umutluyum herşeyden..





                           Sıkıca tut elimi hiç bırakma..ve sıcacık bak gözlerime hep aşk'la.. 


-



Mutluluk her daim bizimle olsun..

Seviyorum Seni..



Max and Mary

-

Film izlemeyi sevmediğimi sanırım herkes öğrendi :) yani sadece animasyonlar hariç :) dün tamamen spontane bi şekilde karşımıza çıkan bu animasyon'u sevdiklerim listesinde üst sıralara alınca sizlerlede paylaşmak istedim..


Filmimiz aslında gerçek bir hikaye..8 yaşında Avustralya'da yaşayan MARY ve 44 yaşında Amerika'da yaşayan MAX'ın hikayesi...



Avusturalya'da yaşayan 8 yaşındaki MARY'nin hiç arkadaşı yoktur,hayatı oldukça sıkıcı,ailesi ise oldukça garip'tir..MARY birgün rehberden tesadüfen bulduğu birine mektup yazmaya karar verir..kendi dünyasından bahseder..mektup arkadaşı 44 yaşındaki MAX'tir,onunda hiç arkdaşı yoktur,biraz sorunlu ve hatta obez'dir..

2'si arasında mektuplaşmalar genelde soru cevap şeklinde ve bazen nahoş olaylara sebebiyet versede,diyaloglar harika..daha çok büyüklere yapılmış bu film..çocuklarda izleyebilir elbet ama biraz renksiz gelebilir,ilgilerini çekmeyebilir..bir iki diyalog'ta rahatsız edebilir belki çocuklarla izlerken bilemiyorum..iyisimi önce siz izleyin..



Film hem komik,hem duygusal..hemde kişide farkındalık yaratıyor..hayata bakış açınızı değiştitiyor bir nevi..belkide fazla mükemelliyetçi olmamayı,kendini ve hayatı olduğun gibi kabul etmen gerektiğini kısaca yerleştiriyor zihnine..yani en azından bana öyle oldu :) hem gülüp hemde bolca hüzünlenebilirsiniz..



Filmde anlamlı 2 söz vardı..benim için..

''ÖNCE KENDİNİ SEV''

''AKRABALARIMIZ TANRI'NIN VERGİ'SİDİR..AMA ÇOK ŞÜKÜR Kİ ARKADAŞLARIMIZI BİZ SEÇERİZ.''



Umarım izler ve keyif alırsınız..bu filmi size öneren olarak doğru düzgün arkadaşım olmamasıda komik geldi bana ya neyse..daha fazla detay isterseniz burdan göz atın derim..

İzlemek isterseniz burdan tık tık..





Babama..

Bugün senin günü'nmüş öyle dediler bana..ama bizim hiç olmadıki dedim böyle bir günü'müz..hiç bilmedik ve hiç kutlayamadık ki..9 yaşında bir çocuk ne kadar haberdarsa o kadar haberdar'dım dünya'dan oysa..kader bizi bizden ederken belkide sonradan yaşacaklarımla affetirmek istiyordu kendini kimbilir..






İsterdim ki doya doya ''BABA''diyeyim sana,isterdim ki üniversite'yi kazanamadım diye kız bana,arkadaşlarıma karış,beni eleştir,fikirlerimiz çatışsın,ben bu adamı seviyorum dediğimde bakalım ben veriyormuyum de..isterdim ki birlikte yaşayalarım bütün heyecanları,birlikte maça gidelim,eğlenelim,ağlayalım,sohbet edelim..gelin olduğumu gör isterdim,kırmızı kuşağı bağlarken belime birlikte ağlaşalım,gurur'la bakışalım..bütün acılara rağmen biz olalım..


Ama gel gör ki hiçbiri olmadı..Oysa ben hepsini tekrar tekrar yaşadım hayallerimde..Biliyorumki iyi insan'lar en erken gidenler olur hep..bizi çok sevdin biliyorum ama yaratıcı seni bizden daha çok sevdi ki erkenden aldı yanına..gerçekler değişmiyor,olsun..belkide sen olsan bu kadar güçlü bi kız olamazdım..bu kadar ayaklarımın üzerinde,bu kadar hayatın farkında olamazdım..acılar insana büyümeyi öğretiyorsa eğer,beni ben yapan bu acı,acı olsada senden geliyor ya olsun..razıyım ona..


Tüm yaşadıklarımızın bir sebebi var biliyorum..sensiz bir yanım hep eksik kalsada,umut ediyorum bigün gerçekten buluşabilmeyi cennet bahçelerinde..layık olmaya çalışıyorum ve senin kızın olmanın gururunu her gün yeniden yaşıyorum..


Bütün dua'larımda dilimdesin,canımda kalbimdesin..İyiki Senin Kızınım..


Babalar Günün Kutlu Olsun Babacım..gözüm,gönlüm,herşeyim..


Mekanın cennet olsun..


Ps:Yegane fotomuz :(