Batmayan Güneş..Zeki Müren..
Aslında tamamiyle unuttuğum bi tarih'ti bugün..ta ki dün akşam TRT HD ekranında BATMAYAN GÜNEŞ-ZEKİ MÜREN belgeselini izleyene kadar..bir sanat müziği seven olarak ilgiyle izledim kendi sesiyle can verdiği belgeseli,ama ölüm yıldönümü olduğundan tekrar yayınladığı hiç aklıma gelmemişti,genelde belgesel kanalları epeyce tekrar veriyor çünkü..
Sevgili Merve'm ile ilgiyle izledik ve çocuk aklımızla ZEKİ MÜREN'e dair hatırladıklarımızı paylaştık,sonrasında sabaha kadar ZEKİ MÜREN gecesi yaptık,belgesel'de beni en çok etkileyen hayata dair görüşleri oldu,çok tanımak istedim kendisini..
Zeki Müren - Hayatı - Belgesel - www.zekimuren.net
Yükleyen ssonmez. - Diğer müzik videolarına göz atın.
Bugün ölümünün 14.yılı..kendisini saygıyla anıyor ve BATMAYAN GÜNEŞ-ZEKİ MÜREN belgeselini izlemenizi öneriyorum..ülkemiz için çok önemli bir sanatçı,çok önemli bir değer'di..mekanı cennet olsun..
-
Rize..
Annemin 30 küsur yıl sonra gidip ,bizim için kameraya çektiğini sandığı görüntülerin,300 fotoğraftan oluşan hali :) tabiki bir bölümü..
Haribo'landımm
HARİBO TÜRKİYE facebook grubunda günlük olarak çekiliş yapılıyor,bende katılalı bi 10-15 gün anca oldu,tam kazanamadım diye hayıflanırken bi baktım bayramın 2.günü kazananlar arasında adım var :) tam bayram hediyesi oldu anlıyacağınız,az öncede elime ulaşınca sevindim sizlerle paylaşmak istedim :)
özellikle kutusuna bayıldım,HARİBO için zaten bişi demiyorum,bol bol çocuk sevindirecek :)
sizde kazanmak isterseniz HARİBO TÜRKİYE sayfasına katılın derim :)
17 Ağustos 1999..
Bundan tam 11 yıl önce,yine böyle bir günün ilk saatleri..Yaşadığımız yerde saatler önemli değil,annem eşinden yeni ayrılmış kuzenimle birlikte komşuda..ben KRAL TV'de VJ BÜLENT izliyorum,ha uyudum ha uyuyacağım tv'nin saatini kurup uyumak için salondaki koltuğa uzanıyorum,uzandığım yerden gökyüzü gözüküyor tuhaf bir kızıllık içinde ve yıldızlar elimi uzatsam değecek kadar yakın,şaşıyorum ama uykum var diye pek umursamıorum,koltuktan yıldızları izlemeye koyulup tv'ye sırtımı dönüyorum,aradan 5dk geçmeden uğultu eşliğinde tarifsiz sarsıntılar yaşıyorum,içimden dua etmeliyim diye geçiriyor ama garip bir biçimde şarkı söylüyorum,ellerim koltuğun arasından geçen iplerde paralanıyor,düşen vitrin,kırılan sehpa sesleri sonunda sarsıntı bitiyor,şok olup kalıyrum olduğum yerde dışarıdan insan sesleri geliyor,ansızın balkona çıkıyor AYSELL TEYZEEE diye bağırıyorum,annem yok evde yalnızım diyorum,o esnada belki karanlıktan bile korkan bi abimiz,bir solukta merdivenleri çıkıyor,bense gidip koltukta oturuyor kapının çalmasını bekliyorum,o arada telefon çalıyor annem arıyor,iyimisiniz hemen geliyorum diyor,o andan sonra telefon hatları iptal oluyor,sonrasında kapı açılıyor NEVZAT ABİ elimi tutuyor,tam kapıyı çekecekken arkadan biri kapıyı tutuyor bir bakıyorum kardeşim,o da içerideki odada uyuyor ve kendini yalnız sanıp benim gibi tek başına yaşıyor depremi..sonrasında apartman merdivenlerinden iniyoruz ama nasıl bilmiyorum,çünkü o kısmı hala hatırlamıyorum,beynimde gizemli bi nokta gibi..sadece apartmandan çıkıp AYSEL TEYZE'ye koşuyorum..sabaha kadar kaldırımda oturuyoruz mahallece..evlerimizde yıkık dökük yok,sadece cam eşyalarda hasar oluyor,şok şeklinde sabah ayazına kadar uyku kıyafetlerimizle duruyoruz,arada artçı sarsıntılar oluyor umursamıyoruz..sabah gözü yaşlı halde İSTANBUL'dan dayım geliyor,bizi görünce sevinçten oturup ağlıyor,İZMİT yok oldu denince bir de yollarda enkazları görünce bizim yaşadığımıza bile zor ikna oluyor,dayımla birlikte eve giriyoruz etrafı biraz düzeltip dışarı çıkıyoruz,sonrasında 1 hafta bütün mahalle aynı çadırda yatıyoruz,yanıbaşımızdaki büfede satılmayan bişi kalmıyor,sanki soyguna uğramış gibi dımdızlak kalıyor büfe..KIZILAY geliyor,yemek ekmek dağıtıyor bize,zamanla sokakta yaşamaya alışıyoruz,çadırları kaldırıp kendimize özel BARAKA'LAR yaptırıyoruz,sonrasında gündüzleri eve girer ama gece yine dışarda yatar oluyoruz,bir ara TÜPRAŞ patlayacak söylentisi üzerine İSTANBUL'a geliyoruz,bir zaman burda kalıp,yine dönüyor o BARAKALAR'dan okula,işe gider oluyoruz,1sene o şekilde yaşıyoruz..her evde kalmaya niyetlenmemizde deprem oluyor yine BARAKA'mıza dönüyoruz..sonrasında bir iş için toplanıp İSTANBUL'a geliyoruz..
Bu benim hikayem tam 11.yıl önceki..çok acılar gördük,kötü günler yaşadık,bizlere birşey olmadı ama en yakın arkadaşlarımız enkaz altında kaldı,okulumuzda hergün koca bir yarıktan dışarısı görünüyordu ve o yıl herkes sınıf geçti notuna bakılmaksızın,çünkü toplum olarak psikolojimiz berbattı..sonrasına herşey yerine konuldu,İZMİT eskisinden bile güzel oldu ama bi gidenler geri gelemedi..ALLAH hepsinin mekanını cennet eylesin,bizide bu gaflet uykusundan kaldırsın çünk depreme hiç ama hiç hazır değiliz..
Bu benim hikayem tam 11.yıl önceki..çok acılar gördük,kötü günler yaşadık,bizlere birşey olmadı ama en yakın arkadaşlarımız enkaz altında kaldı,okulumuzda hergün koca bir yarıktan dışarısı görünüyordu ve o yıl herkes sınıf geçti notuna bakılmaksızın,çünkü toplum olarak psikolojimiz berbattı..sonrasına herşey yerine konuldu,İZMİT eskisinden bile güzel oldu ama bi gidenler geri gelemedi..ALLAH hepsinin mekanını cennet eylesin,bizide bu gaflet uykusundan kaldırsın çünk depreme hiç ama hiç hazır değiliz..
English Home Bereket Kuşları
Eveett nihayet merakla beklenen bereket kuşlarımı fotoğrafladım sizin için,pek iyi çıkmasada(fotoğraf makinemdeki sorundan ötürü) yinede fikir olur dedim :)
burda epeyce karanlık çıkmışlar diğer ekleyeceğimde biraz bulanık ama renkler daha net sanırım :)
burda epeyce karanlık çıkmışlar diğer ekleyeceğimde biraz bulanık ama renkler daha net sanırım :)
en üstteki sevgili,pembiş ben,pembe ponponlu kızımız,diğer 2'side oğullarımız :) renklerden heralde bunu asae asmaz böyle bir çağrışım yaptı bana :)
Bu güzel BEREKET KUŞLARI'nı ENGLİSH HOME mağazasından aldım,genelde birçok alışveriş merkezinde görmeme rağmen hiç uğramadığım bi mağazaydı,nedense çok pahalı diye kalmış aklımda,ama mağazaya girince bu düşüncemde çokca yanıldığımı ve sık sık ziyaret edeceğimi anladım..BEREKET KUŞLARI aslında KELAYNAK'larmış,sanırım İNGİLİZ kültüründe bu kuşların bereket ve şans getirdiğine dair bir inanç var,hem çok beğendiğimden hemde evimize şans getirsin diye aldım bende,ne dersiniz çok şirinler ama dimi :) fiyatları 14 tl idi,bir de 3'lü şekilde olanı var ondada yanılmıyorsam fiyat 10 tl civarı..mağazada fotoğraf çekmek yasak olduğundan orda asılı olan BEREKET KUŞ'u sürüsünü çekemedim,bi daha gittiğimde deneyeceğim bakalım :) o kadar şirin gözüküyorlar ki insan alıp evi kuş'a boğmak istiyor :)
ENGLİSH HOME ile ilgili söylemek istediğim bişey daha var..harika ürünler bulunan bu mağazada her renk tonuna göre yastık kılıfı,çarşaf,nevresim örtüsü ve pike gibi ürünleri tek tek alıp,zevkinize göre takım oluşturabiliyorunuz..bir bölüm sadece pembe tonu,bir bölüm mavi,bir bölüm sadece yeşil ve bir bölüm sadece mor tonu olmak üzere epeyce seçeneğiniz var,yastık kılıfları 2 adet 6,5 tl,çarşaf ve nevresim örtüsünü tam anımsayamadım şimdi ama toplamda 50 tl'ye alabiliyorsunuz..pike takımıda 54 tl'ye geliyor..bende anneme kendimce bi takım oluşturup sürpriz yaptım,çokca beğendi,fotoğraflamadım ama yine :) belki fotoğraflar eklerim sonra :) geç keşfettiğim bir mağaza oldu ama iyiki keşfetmişim diyorum :)
web siteleri güncellenmekte olduğu için pek görsel barındırmıyor ama en azından sizi en yakın ENGLİSH HOME mağazasını keşfedebilirsiniz..
keşke kampanya yapsalar benimle :) umarım önerimi beğenir ve mağazaya gidip en azından göz gezdirirsiniz,gidipde beğenen yorum yazsın ama :)
sevgiler..
2007 Yılında 25 Haziran
Saat 00.00 akabinde yeni güne geçmiş bulunuyoruz,3 yıl önce bu gün nikahımız olmuştu,4 gün sonrada düğünümüz..deli delişmeniz ya evlilik yıldönümüz bile 2 tane :D cuma'dan başlıyoruz salı'ya kadar kutluyoruz,bütün hafta evlilik yıldönümü bize :)
Bu zaman zarfında iyi kötü günlerimiz oldu,ama bundan sonra isterimki hep iyi,güzel ve sevgi dolu günlerimiz olsun,kucağımız bebişle dolsun..SENİ SEVİYORUM SEVGİLİ..
Başka ne söylenebilir ki..umarım okursun yazdıklarımı :) okuduğunu biliyorum gerçi ama,hatta bana kızıyorsun şimdi için için senle ilgilenmiyorum diye ama bilsen bunları yazdığımı kızmazdın bence :)
Mor..
Sen en çok MOR'u seversin bilirim..
MOR dağları,MOR düşleri,MOR yaşamı
Ve MOR ötesi duyguları..
Bense seni severim..
MOR'dan dünyada sevginle,içtenliğinle kaybolurum..
An olur seni bulurum en olmadık yerde..
Nerde bir MOR görsem,orda sen..
Ve MOR'dan gezegen de SEN-BEN..
Ben sen de MOR'un her tonunu ayrı bi severim..
Ayrı bi yaşarım güzelliğini..
En çok da EFLATUN düşlerle uyanmayı severim yanıbaşında..
Sonra minicik cebime sığdırırım düşleri..
MOR'u ve seni alır çıkarım yollara..
Kapkara sıkıntılar bi soluk gibi hep arkamda,
Sen hep aklımda..
Birden sıyrılırım siyahtan
Bir sen olurum,bir evren
Bir de bizi birleştiren
O MOR gezegen..
Bunu sanırım yaklaşık 10 yıl önce,hatta daha bile fazla olabilir,canım kuzenime yazmışım,o da taratıp bana göndermiş,kendi eserim olunca paylaşmak istedim,kendisi şuanda yurtdışında yaşıyor,çok fazla görüşemiyoruz,ama kalplerimiz bir :)
Babalar Günü
Babalar Günü ne demek hiç bilemedim ben..
Biz küçükken böyle günler yokmuydu acaba ,yada varsa bizim oralara uğramamışmıydı bilemiyorum..küçük bir sahil kasabasında küçücük bir evden ibaretti yaşantımız,bir de deniz ve balıklardan..babam evden işe yaklaşık 200 m yürürdü,ki lojmanda oturduğumuz zaman iş yerinde ona yardım eder bulurdum kendimi,yada camdan şişko patates diye şarkı söyler kızdırırdım..-kendisinin göbeciğini çok severdim-..hayat zordu belki ama çokca sevgi doluydu,3.kız olarak babamla maç yapar,balık tutar,kafası iyi olduğunda gidip bişeyler ister,sonra bütün çocuklara abur cubur yazdırırdım,hiç kızmazı buna,kendisi benden eli açık olduğundan herkes bahçemizde yemek yerdi,eline aldığı meyveleri eve gelene kadar çocuklara dağıtır,bize 1'er tane ayırırdı,kendisine bu yüzden HACI derlerdi,gitmemiş olsa bile oralara..
Çokca alkol kullanırdı,ama kullanmayanın olmadığı bi yerdeydik zaten,akşam paraları alın alın diye dağıtır sabah sorardı,bana vermedin ki derdim bende :) at olur sırtında gezdirirdi,yada biz onu çekeleyerek yatağa götürürdük..
Denizi,balıkları çok severdi bir de bunların ayrılmazı olan rakı'yı..akşam olunca mangalı yakar,sabah balığa çıkar,ya bahçede yada evimizin karşısındaki meyhanede içer de içer,ama sabahın köründe uyanıp duş alır,çorbasını içer,işe giderdi..yada kafası çok güzelse denize dalar,yenilenerek çıkardı..güleryüzlüydü,eli açıktı,sevecendi..babamı tanıyıpda sevmeyen,arkasından bir kötü söz söyleyen olmadı,belki annemi çokca üzdü,ama annem der ki hep keşke yaşasaydı,hergün üzülmeye bile razıyım ben..
Babamlı zamanlarımda biz hiç tv izlemezdik,küçücük evimizin kocaman bahçesinde,yada babamın peşinde olurduk,balık tutar,denize girer,yada babamın yanına işe kaçardık,orda ağaçlardan meyve yeme komasına girer,bir akşamcık hep beraber olalım diye elini bırakmazdık,yemeği yer karşıya geçerdi, babam-evin karşısında meyhane olduğunu söylemiştim sanırım-burdayım derdi bişi olursa ama isterdikki yanımızda olsun,girer meyhanye otururdum karşısına,şarkı söylerdi,muhabbetini izlerdim,git ne istiyosan al derdi,bakkala koşardım,ama o genellikle biz uyuduktan sonra gelirdi,yere düşer baba diye ağlardım..o beni o kadar severmiydi bilmem ama ben sevmenin ötesindeydim,hep erkek çocuk isterdi,dedemde kendiside tek'ti,erkek kardeşim oldu,o da tek ailede :) onu çok sevdi,hepimiz gibi ama hiçbirimize doyamadan,biz de ona..öylece gitti..
Emekli ikramiyesiyle aldığı evimize,yeni aldığımız eşyaların eksik kalan vidalarını almak üzere evden çıktı ve bi daha gelemedi,zamanında bizden ayrı geçirdiği zamanların sorumlusu alkol yüzünden,annemi 36 yaşında 4 çocukla dul,bizi ufacık yetim bıraktı..ama asla suçlayamadım bundan ötürü onu,kızdığım oldu çok ama,öyle bi ortamda büyümüştü,hem içmeyen yoktu hemde erkeklik sayılıyordu sanırım,nazlıydı tek erkekti..öyle gördü öyle yaşadı hayatı,ama bizler için ordan taşınmak istedi,o ortamdan uzaklaşmak,yeni bir hayata başlamak,buna ev alarak başlamıştı,işte son 2 ayıydı,annemle hep İZMİR'e gitmek istemişlerdi,ailecek tatile gitme,artık güzel zamanlar geçirme zamanıydı ama olmadı,vidaları almaya gittiği gün elinin açıklığını bilen yiyicileri onu yine masaya oturtmuş,zom olunca hesabı ona kakalayıp kendileri evlerine gitmiş,onu öylece bırakmışlar,tren yolunda onu öyle gören ve herkesin deli dediği genç böyle gitme gel bizde kal demiş,istememiş,halbuki halam var orda birsürüde akrabası,birinin evine bırakmamışlar babamı,o da çocuklar bekliyor diye binmiş trene gelmiş,evimize 10 dk mesafede yoldan geçerken trafik kazası geçirmiş..ve bizim için herşey o gün bitmiş..
15 yıl olmuş şimdi geriye bakınca,babama sadece bırakıp gittiği için kızgınım bizleri, ama o da ecel işte,elinde olsa yaparmıydı böyle bişeyi?kader,hayat,kısmet..en üzüldüğüm nokta bir kere bile olsa SENİ SEVİYORUM diyemeden gidişi,bir de ona kocaman sarılamamak..bir de şu babalar gününü kutlayamamak :(
Önümüzdeki günlerde BABALAR GÜNÜ..oysa benim hiç BABALAR GÜNÜ'm olmadı hediye alabildiğim,sadece için için ağladığım günlerden biri oldu,çok sevdiğini ve hala benimle olduğunu biliyorum,güzel çiçeklerimle yanıbaşında olurum umarım,senle hergün bana BABALAR GÜNÜ'ydü,geç olsada anladım..
BABALAR GÜNÜ diye bişi yok aslında,anneniz ve babanız hala yanınızdaysa kıymetlerini bilin bence,onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin,hissettirin en güzel hediye bu..
bu şarkı hep babamı anımsatır bana..
hep aynı yerde yine o sandal
akşam oldumu yanıyor mangal
seni özlüyor bütün fasıllar
tadı yok yazın eskisi kadar..
Biz küçükken böyle günler yokmuydu acaba ,yada varsa bizim oralara uğramamışmıydı bilemiyorum..küçük bir sahil kasabasında küçücük bir evden ibaretti yaşantımız,bir de deniz ve balıklardan..babam evden işe yaklaşık 200 m yürürdü,ki lojmanda oturduğumuz zaman iş yerinde ona yardım eder bulurdum kendimi,yada camdan şişko patates diye şarkı söyler kızdırırdım..-kendisinin göbeciğini çok severdim-..hayat zordu belki ama çokca sevgi doluydu,3.kız olarak babamla maç yapar,balık tutar,kafası iyi olduğunda gidip bişeyler ister,sonra bütün çocuklara abur cubur yazdırırdım,hiç kızmazı buna,kendisi benden eli açık olduğundan herkes bahçemizde yemek yerdi,eline aldığı meyveleri eve gelene kadar çocuklara dağıtır,bize 1'er tane ayırırdı,kendisine bu yüzden HACI derlerdi,gitmemiş olsa bile oralara..
Çokca alkol kullanırdı,ama kullanmayanın olmadığı bi yerdeydik zaten,akşam paraları alın alın diye dağıtır sabah sorardı,bana vermedin ki derdim bende :) at olur sırtında gezdirirdi,yada biz onu çekeleyerek yatağa götürürdük..
Denizi,balıkları çok severdi bir de bunların ayrılmazı olan rakı'yı..akşam olunca mangalı yakar,sabah balığa çıkar,ya bahçede yada evimizin karşısındaki meyhanede içer de içer,ama sabahın köründe uyanıp duş alır,çorbasını içer,işe giderdi..yada kafası çok güzelse denize dalar,yenilenerek çıkardı..güleryüzlüydü,eli açıktı,sevecendi..babamı tanıyıpda sevmeyen,arkasından bir kötü söz söyleyen olmadı,belki annemi çokca üzdü,ama annem der ki hep keşke yaşasaydı,hergün üzülmeye bile razıyım ben..
Babamlı zamanlarımda biz hiç tv izlemezdik,küçücük evimizin kocaman bahçesinde,yada babamın peşinde olurduk,balık tutar,denize girer,yada babamın yanına işe kaçardık,orda ağaçlardan meyve yeme komasına girer,bir akşamcık hep beraber olalım diye elini bırakmazdık,yemeği yer karşıya geçerdi, babam-evin karşısında meyhane olduğunu söylemiştim sanırım-burdayım derdi bişi olursa ama isterdikki yanımızda olsun,girer meyhanye otururdum karşısına,şarkı söylerdi,muhabbetini izlerdim,git ne istiyosan al derdi,bakkala koşardım,ama o genellikle biz uyuduktan sonra gelirdi,yere düşer baba diye ağlardım..o beni o kadar severmiydi bilmem ama ben sevmenin ötesindeydim,hep erkek çocuk isterdi,dedemde kendiside tek'ti,erkek kardeşim oldu,o da tek ailede :) onu çok sevdi,hepimiz gibi ama hiçbirimize doyamadan,biz de ona..öylece gitti..
Emekli ikramiyesiyle aldığı evimize,yeni aldığımız eşyaların eksik kalan vidalarını almak üzere evden çıktı ve bi daha gelemedi,zamanında bizden ayrı geçirdiği zamanların sorumlusu alkol yüzünden,annemi 36 yaşında 4 çocukla dul,bizi ufacık yetim bıraktı..ama asla suçlayamadım bundan ötürü onu,kızdığım oldu çok ama,öyle bi ortamda büyümüştü,hem içmeyen yoktu hemde erkeklik sayılıyordu sanırım,nazlıydı tek erkekti..öyle gördü öyle yaşadı hayatı,ama bizler için ordan taşınmak istedi,o ortamdan uzaklaşmak,yeni bir hayata başlamak,buna ev alarak başlamıştı,işte son 2 ayıydı,annemle hep İZMİR'e gitmek istemişlerdi,ailecek tatile gitme,artık güzel zamanlar geçirme zamanıydı ama olmadı,vidaları almaya gittiği gün elinin açıklığını bilen yiyicileri onu yine masaya oturtmuş,zom olunca hesabı ona kakalayıp kendileri evlerine gitmiş,onu öylece bırakmışlar,tren yolunda onu öyle gören ve herkesin deli dediği genç böyle gitme gel bizde kal demiş,istememiş,halbuki halam var orda birsürüde akrabası,birinin evine bırakmamışlar babamı,o da çocuklar bekliyor diye binmiş trene gelmiş,evimize 10 dk mesafede yoldan geçerken trafik kazası geçirmiş..ve bizim için herşey o gün bitmiş..
15 yıl olmuş şimdi geriye bakınca,babama sadece bırakıp gittiği için kızgınım bizleri, ama o da ecel işte,elinde olsa yaparmıydı böyle bişeyi?kader,hayat,kısmet..en üzüldüğüm nokta bir kere bile olsa SENİ SEVİYORUM diyemeden gidişi,bir de ona kocaman sarılamamak..bir de şu babalar gününü kutlayamamak :(
Önümüzdeki günlerde BABALAR GÜNÜ..oysa benim hiç BABALAR GÜNÜ'm olmadı hediye alabildiğim,sadece için için ağladığım günlerden biri oldu,çok sevdiğini ve hala benimle olduğunu biliyorum,güzel çiçeklerimle yanıbaşında olurum umarım,senle hergün bana BABALAR GÜNÜ'ydü,geç olsada anladım..
BABALAR GÜNÜ diye bişi yok aslında,anneniz ve babanız hala yanınızdaysa kıymetlerini bilin bence,onları ne kadar sevdiğinizi söyleyin,hissettirin en güzel hediye bu..
bu şarkı hep babamı anımsatır bana..
hep aynı yerde yine o sandal
akşam oldumu yanıyor mangal
seni özlüyor bütün fasıllar
tadı yok yazın eskisi kadar..
Ahşap Boyama
Haftasonu evde olmanın getirdiği sıkıntıyla yine güzel objeler boyadım bakalım beğenecekmisiniz?
bu önceki haliydi bu da şimdiki..
peçete tutkalı yardımıyla peçeteyle kaplandı,sevgilininde yardımı var tabi :)
bu da dekupaj tekniğini kendi kendine uygulamamın sonucu kötü değilde biraz boş kalmış sanki :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

-


-



