Piruze-Sinan Akyüz


Sinan Akyüz
Alfa Yayınları
453 sayfa /2012

Arka Kapak

"Erkeklere 'Bu evde eksik oları sensin' dediğimizde, adamların yüzleri asılıyor. Biz kadınları, çok film izlemekle suçluyorlar. Keşke evlendikten sonra da ellerimizi tutabilselerdi. Başımızı dizlerinin üzerine yatırıp saçlarımızı okşasalardı. Erkekler evlendikten sonra bunları neden yapmıyorlar? Sahi, bunlar hep filmlerde mi yaşanıyor?"
Derlermiş ki, bazı hayatlar zaman içinde bağlıdır birbirine. Çağlar içinde yankı bulan, eski bir çare ile zincirlidir ötekine.
Yaşadığı acı gerçeklerden kurtulmak için Şamlı bir kocanın elinden Türkiye'ye kaçan genç bir kadının oğullarına kavuşmak için verdiği mücadelenin hüzün dolu hikâyesi, hafızalarınızdan kolay kolay silinmeyeceğe benziyor.
İki Kişilik Yalnzılık, Sevmek Zorunda Değilsin Beni, Yatağımdaki Yabancı gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüz'ün kaleminden genç yaşta Şam'da gelin olan Piruze'nin gerçek yaşamöyküsünü soluk soluğa okuyacaksınız....

Aradığınız Emlak Hurriyetemlak.com'da!



Emlağa dair her şeyi tek çatı altında buluşturan www.hurriyetemlak.com, çok seçenekli güncel ve detaylı ilanlarıyla, gelişmiş arama özellikleri ve kullanıcı dostu tasarımıyla, sektöre dair güncel haberleri ve istatistiki bilgileriyle, tam anlamıyla emlak sektörünün nabzını tutuyor.


Satılık ve kiralık daireler, ofisler, iş yerleri ve tüm konut projelerini bulabileceğiniz www.hurriyetemlak.com, sunduğu çok sayıda seçenekle size aradığınız emlağı mutlaka bulma olanağı sağlıyor.


İlanlarda okul, hastane, restoran, alışveriş merkezi gibi çevre bilgilerine ulaşabiliyorsunuz. Video desteğiyle gayrimenkulü içindeymişcesine izleyebiliyorsunuz. Baktığınız evin ya da iş yerinin net konumunu harita üzerinde görebiliyorsunuz.


Bu kadar kolaylık ve çok seçenek varken www.hurriyetemlak.com’da, aradığınız emlağı ya da emlağınızın talibini bulmanız an meselesi!

Bir bumads advertorial içeriğidir.

Rana- Osman Necmi Gürmen




Osman Necmi Gürmen
Everest Yayınları
623 sayfa

''Yatağının üzerine bıraktı kendini. Açık pencereden giren akşam ezanını dinledi. İçinde kıpır kıpır kıpırdayan yumak olmuş hissiyattan kaçmak için doğruldu, rafta duran kitaplardan birini aldı, okumak istedi, daldı gitti rasgele açılan bir sayfanın önünde... Devrilen bir direk, çöken bir dam, ezilen konsoldan çıkan bir inilti, toz bulutu, bulutun ardında boşluk... Nice zaman geçirdi o boşluğun içinde? Alacakaranlıkla, ağaçtan damın saçağına atlayan bir karaltı çiziverdi boşluğu. Ağzında minik bir serçe, havada yarasa gibi uçan kapkara bir kediydi bu karaltı. Can alan kara kedi, can veren minik kuş... Acıma, kovalama, kınlarına, intikam... Hiç! Kaçılır mıydı bu manasız dünyadan? Dünya ahret! Var mıydı başka âlem?


Bir imparatorluğun zorlu çöküş dönemi ile yeniliklere gebe bir devletin doğum sancıları arasında kalmış bir kadının, bir insanın hayatı Rana..''

Ben Bugün #18





Bugün Ben,
Hava yine kapalı diye hayıflanıyorum,
Zira aynı etkiyi banada yapıyor,
Pazar günü'nü yalnız geçiriyorum,
Ve bu da pek güzel değil..
Hastayım,birde kulağım ağrıyor
Hatta cızırtılı duyuyorum tüm sesleri,
Kitap okuyorum,belki biraz çarpı işi..
Sonra biraz kahve..
Belki sonrasında ufak bir yürüyüş..
Yani sözün özü bugünde sıkıcı günlerden biri..
Artık güneş'li pazar sabahlarına uyanmak,içimdede güneşler açtırmak istiyorum..
Umarım sizin gününüz güzel'dir..
Mutlu pazar'lar..


* Dün 19 Mayıs'a dair birşeyler yazacaktım,unutmuşum..Her türlü kutlamama dayatmasına rağmen,kutlanılmalı bugün,anlamıda idrak edilerek..Zira amaç sadece Atatürk'ü anmak yada gençliği kutlamak değil,19 Mayıs bir ulusun var oluşunun en önemli günlerinden biri..Nice 19 Mayıs'lara..


Foto: İnstagram by gulinnozz



Mino'nun Siyah Gülü- Hüsnü Arkan


Hüsnü Arkan
Kırmızı Kedi Yayınları
252 sayfa

''Tayin emrim üç ay sonra çıktı. Emri aldığım günün sabahında Hasan'ı astılar.İnfaz gecesi uyumamıştık. Babam, Nuri Amca, annem ve ben, salondaki masanın çevresinde oturuyorduk. Pencerenin önündeki çıplak akasyaya konmuş suskun, korunmasız kış serçeleri gibi... Radyoyu açmıştık; bir haber bekliyorduk... Annem sık sık mutfağa gidip ağlıyordu. Nuri Amca, kımıldamaksızın önüne bakıyordu. Elleri dizlerinin üstündeydi. Omuzları çökmüştü... Konuşmuyorduk. Birbirimizin yüzüne bakamıyorduk.İnsan, sonuna kadar umutlu olabiliyor. Umut bir çare değil ama galiba çareden daha büyük bir şey.1960'lı yıllarda bir Ege kasabasında başlayan yasak bir aşkla 12 Eylül'ün hemen öncesinde gelişip darbenin ardından pek çok kişiyle paylaşılan bir kaderle son bulan kırık bir aşk: iki katmanlı bu romanın iç içe geçen iki farklı hikâyesi. Mücadeleleriyle, inançlarıyla, haklılıkları ve yenilgileriyle bütün bir kuşak ve darbelerden, idamlardan geçen, yarım kalan hikâyelerle 2000'li yıllara uzanan yakın tarihimiz. Siyasi bir ortamın içinde filiz veren aşklar, yeşeren duygular,yarım kalan umutlar.Hüsnü Arkan, 60'lı yıllardan başlayarak, özellikle 12 Eylül döneminin acıtan sayfalarına bir ailenin kadınlarının gözünden bakıyor..''

Bir Çay Daha Lütfen - Katharinne Branning


Katharine Branning
Kaynak Kitaplığı 
390 sayfa

“Ayrılırken arkamdan seslenen insanlar, yolculuğumun su gibi akıp gitmesi için bir dua olmak üzere arkamdan su döken kadınlar oldu. Otobüslere bindiğimde çiçekler, hediyeler sunuldu. Benim kendi ailem bana bu şekilde bir sevgi ve ilgi göstermedi, ya seninki Lady Mary?” Yukarıdaki sözler ve elinizdeki eserde okuyacağınız daha nice samimi ifade bir-iki günlük turistik seyahatten geriye kalan geçici hatıraların bakiyesi değil. Otuz yılı aşkın süredir ülkemizi, özellikle de Anadolumuzu karış karış harmanlayan Amerikalı bir modern zaman seyyahının, Katharine Branning’in, bizlere ve ülkemize tuttuğu aynadan mektuplara dökülmüş dostane akisler… 18. Yüzyılda ülkemizde yaşamış olan İngiliz sefirinin eşi Lady Montagu’nün ailesine ve dostlarına yazdığı ve o dönem Türkiye’sini resmeden yirmi beş mektubuna mukabil Branning, günümüz Türkiye’sine dair enfes gözlemlerin yer aldığı mektuplarıyla Lady Montagu’yle üç asır sonrasında hasbihal ediyor. Katherine’nin aralıklarla gidip geldiği 30 yıllık Türkiye serüveni Fransa’da derste gördüğü bir Gök Medrese slaytıyla başlıyor. Türkiye’de darbe gibi büyük toplumsal olaylara da şahit olmakla birlikte Branning insana eğiliyor ve Türk insanının belki kendisinin bile farkında olmadığı birçok yerinde tespitte bulunuyor. Lady Montagu’ye hitaben yazılan bu keyifli mektuplar aslında Türkiye halkına hitap ediyor. Bizi bir dostun gözüyle kendimize dışarıdan bakmaya davet ediyor.''

60'lar Hikaye,70'ler Terane,80'ler Şahane - Muharrem Kaşıtoğlu


Muharrem Kaşıtoğlu
Profil Yayıncılık
192 sayfa

Arka Kapak'tan..

"O solmaya yüz tutan renklerin bir araya getirildiği şahane bir nostalji tablosu."
YÜKSEL AYTUĞ - SABAH

"Vallahi sizi bilmem ama ben okurken oldukça eğlendim…"
ALİ ATIF BİR - HÜRRİYET

"Bu kitabı okurken: 'Geçmişi özleyeceğiz. Bugünün keyfini çıkaralım,' dedim."
ERDOĞAN AKTAŞ - POSTA 

"Ilık bir bahar esintisi tadındaki bu kitabı bir solukta okudum desem yeridir. 80'leri yaşayanlar kitabı bitirdikten sonra, meğer ne çok özlemişiz o yılları diyecekler."
MÜNİR ÜSTÜN - HABER 7

"Bu kitap, okuru elinden tutup nostaljik bir yolculuğa çıkararak 80'lere götürüyor ve o yılları bazen gülümseterek, bazen hüzünlendirerek bir daha yaşatıyor."
CEM KÜÇÜK - CİNE5 & TVNET

'Issız bir adaya düşsen yanına alacağın üç şey nedir?' efsane sorulu cicili bicili anket defterleri... 
'Breyk, breyk, breyk arkadaş arıyorum, arkadaş' nidalarının yükseldiği uzun antenli telsiz odaları... 
'Bir bilmecem var çocuklar...', 'Mintaks'la canım mintaks'la...' diye başlayan unutulmaz reklamlar...
Kuş yuvası modundaki vatkalı omuzlarımız, şetlant kazaklarımız ve şalvar kotlarımız... 

Haydi, elinizde kitabınız, yavaşça müzik bölümüne ilerleyin. Kendinizi, Maykıl Ceksın, Madonna ya da belki Modern Tolking'i bulan çocukluğunuz ve ilk gençliğinizin kollarına bırakın. Hatıraları birlikte paylaşalım, çünkü 80'ler Şahane...

Annem,Annem Canım Annem..


''Annem,annem canım annem,
Benim Tatlı Melek Annemmm''..

Çocukluğumdan bir şarkı ile seslenmek istedim nedense Anne'me..

Hem O'nun..
Hem de tüm Anne'lerin ve Anne adaylarının ''Anneler Günü'' Kutlu Olsun..

Umarım bugün,ben ve benim gibi aday adaylarının son yalnız geçen ''Anneler Günü''olur..

Her daim Anne'nizin kıymetini bilmeniz dileğiyle..

Sevgiler..

Foto : Ben ve Annem :)


Katmer Poğaça


Katmer Poğaça,sanırım denediğim ilk internet tariflerinden biri,ve yanılmıyorsam internet tarifleri tabu'mu yıkanda o..

Maya'lı tarifleri seviyorsanız,çok seveceğinizden eminim,yalnız hemen tüketilmesi gerek o ayrı :)

Ben severek yapıyor,severek ve lezzet'inden emin olarak ikram ediyorum..Herkeste çok beğeniyor..

90'lar Kitabı:Çocuk mu?Genç mi? Kadir Aydemir


394 sayfa
Arka Kapak

"Çocuk musun?"
"Artık kazık kadar oldun!"
"Bu yaşa geldin, hâlâ çocuk gibisin!"


Ah ne güzel şey bunları duymak. Demek ki şanslıyız ve doğru yoldayız, içimizdeki çocuk buralarda bir yerde...

Kadir Aydemir'in hazırladığı "80'lerde Çocuk Olmak" kitabının bir devamı olarak hazırlanan bu kitap yakın Türkiye tarihine ışık tutan bir kaynak kitap değil. Bir ansiklopedi değil. Bu, bizim kitabımız, bizim düşlerimiz ve yaşadıklarımız, yani çevrenizde gördüğünüz tüm üniversiteli/mezun ya da işsiz gençlerin, hayalleri yarım yamalak, 20'li 30'lu yaşlarda, orta yaşa yaklaşan insanların, kayıp kuşakların, hep çocuk kalanların kitabı... Bugünün insanının kitabı. 

111 yazar bir araya geldik ve dev bir "Yitik Ülke" projesi olan "90'lar Kitabı"nda buluştuk. 90'lar sinemasından TV kültürüne, sokaktaki hayattan toplumsal mücadeleye, dershane yıllarından üniversiteye giriş macerasına, solcu ağabeylerle tanışmaktan 1 Mayıs'lara, imam hatipte okumaktan ilk aşklara, 90'larda yaşamımızı etkileyen ünlü insanlara, müzik kültüründen giyim kuşama ve 90'ların ev yaşamına dek, neredeyse her konuda samimi bir dille "kendimizi" yazdık. Sahi, neydi bu 90'lar, 80'lerin ardından Türkiye ve bizler nasıl-neden böyle hızla değiştik? Bu renkli yılların akıllarda bıraktığı tüm sorular ve "dürüst" cevapları bu kitapta saklı kalacak... Çünkü her sayfada bizimle birlikte "sen de varsın"... 

"90'lar Kitabı"ndaki herkes yüzlerce konuya farklı bir gözle bakıyor. Herkes kendi 90'larını, mutluluğunu, hatıralarını ve acılarını yazdı. Kitap adeta "anı defterimiz" gibi bir şey oldu.

Elinizdeki kitap 90'lar için bir dönüş bileti. "90'lar Kitabı - Çocuk mu Genç mi?" adını verdiğimiz neşeli ve düşündürücü zaman yolculuğumuza davetlisiniz.